SAHAJ E-ZINE

Cilt 1, Sayı 1 -  Nisan 2000

Cilt 1, Sayı 2 -  Mayıs 2000

Cilt 1, Sayı 3 -  Temmuz 2000

Cilt 1, Sayı 4 -  Temmuz 2000

Cilt 1, Sayı 5 -  Ekim 2000

Cilt 2, Sayı 1 -  Nisan 2001



Cilt 1, Sayı 1 -  Nisan 2000

Telif hakkı Uluslararası Sahaja Yoga, http://www.sahajayoga.org. Abone olmak veya abonelikten çıkmak için, lütfen http://www.sahajayoga.org/newsletter yi ziyaret ediniz. İçeriğini yolladığınız sürece, bu gazeteyi başkalarına gönderebilirsiniz.
 

İçindekiler


Alıntılar

"Çiçek bahçesine gitme, dostum! O senin içindedir - lotusun 1000 taçyaprağının içinde yaşa ve sonsuz güzelliğin tadını çıkar"
Kabir

"Siz bu beden değilsiniz, siz bu akıl değilsiniz, siz Ruh'sunuz... İşte en büyük Gerçek budur."
"Özgürlük, içinizde bulunan kendi güçlerinizi gerçekten elde ettiğiniz zamandır. Merkezi sinir sisteminizde ve bilinçli aklınızda ruhun varlığını hissetmelisiniz."
"Meditasyon gelişebileceğiniz tek yoldur... çünkü meditasyon yaptığınız zaman, sessizsinizdir. Düşüncesiz idrak konumundasınızdır. O zaman idrakın gelişimi başlar."
Shri Mataji Nirmala Devi
 

Thomas Traherne'nin tasavvufu

17. yüzyılın aydınlanmış bir ruhu (Gereçeğin Bilgisi Dergisi'nin izni ile alınmıştır, sayı 18, http//www.sol.com.au/kor)

Onun sözleri "çok güzel". Onları veya onların ardında yatan duyarlılığı anlatmanın başka yolu yoktu. Thomas Traherne'nin çok önceleri yazdığı �Aldous Huxley'in Bir Yıl Süren Filozofisi'ndeki bu alıntıları okuduğumda, beni anında büyülemişlerdi: �Dünyadan zevk alışınız, her sabah Cennette kalkana kadar asla doğru olmayacak; kendinizi Babanızın Sarayında görün, ve oradan Yeryüzüne ve göğe kutsal neşeler olarak bakın, sanki sizler Melekler'den biriymişçesine, herşeye karşı böylesi bir saygı duyarak� Denizin kendisi sizin damarlarınızda akana kadar, cennetlerle giyinene ve yıldızlarla taçlanana kadar ve kendinizi tüm dünyanın tek mirasçısı olarak görene kadar ve bunun da ötesinde, üstünde sizin kadar her birininde tek mirasçı olduğu diğer insanların da yaşadığını algılayana kadar, dünyadan asla zevk almayacaksınız. Şarkı söyleyene, sevinene ve tıpkı cimrilerin altından ve kralların hükümdar asasından zevk aldığı gibi Tanrı'dan zevk alana kadar dünyadan asla zevk alamayacaksınız��

1985'de Londra'nın Farringdon Sokağında iki tekerlekli bir el arabasında el yazması şeklinde bulunan, daha sonra da Meditasyonun Asırları adı verilen yazılar ancak 1905'de yayımlandığı için herhangi bir kürsüden Thomas Traherne'nin konuşmasını hiç dinlememiş olmanız sizi şaşırtmasın. Böylece Kilise'nin onu keşfetmesi sadece 80 yıl sürmüştür! Herneyse, hakiki tasavvuf sözleri nadiren ortodokstur. Ortodoksluk, Tanrı'nın Tanrı, İnsanın da İnsan olduğunu emreder ve bu ikili asla birleşmez. Bizler Tanrı'nın, Kendi görüntüsünden yarattığı çocuklarıyız ki bu görüntü genelde fiziksel olarak algılanıyor. Tanrı hep başkadır ve bizden ayrıdır, ama hem Doğu hem de Batı tasavvufu birbirene benzer şekilde, Tanrı'nın insan tarafından deneyimlenebileceğini veya bilincimizi yükselmesiyle Tanrı'nın aklına girebileceğimizi iddia etmeye meyillidirler. Böylece, ortodoks görüşlere göre hakiki tasavvuf, dini inançlara oldukça karşıdır. Hemen hemen hepimiz hayatımızın bazı anlarında, bazı iyi sebeplerden dolayı, büyük mutluluk anlarının keyfini yaşamışızdır. Mesajın anlamını hiçbirimiz bilmiyor muyuz? Yine de, büyük mutluluk anlarını, o anın sebep olduğu bir şey gibi algılarız, ama bu anlar aslında her zaman vardır ve biz onun içine girebiliriz. Thomas Traherne'nin çok iyi bildiği gibi, gerçekten de bizim dünyaya karşı tutumumuz, onu bir cennet mi yoksa bir cehennem mi olarak göreceğimiz konusunda bizi şartlandırır. Dünya, farklı kişiler için bir Cennet'tir de bir Cehennem'dir de (Asırlar 1.35). Thomas Traherne Tanrı'nın İnsanı kendi fiziksel görüntüsünden yarattığına inanmıyordu, ama Onun görüntüsü için insanın kendi içine, ruhuna bakması gerekirdi. Küçük çocuklar olarak, bizler bir zamanlar Adem'in, düşüşten önce Cennet diye bildiği şeyle aynı kefeye koyduğu o masumiyeti ve mucizeyi biliyorduk. O hiç kuşku götürmez bir şekilde öyle yaptı. Her gün her birimizin tüm bu güzel dünyanın mirasçısı olduğumuza inanırdı. Üçüncü Asırda ima ettiği gibi, bazı zorluklar ve düşüşlerle geçen ergenlik çağı sırasında, Meditasyonun Asırları, tıpkı bir ırmak gibi sakin ve huzurla aktı. Bu arada, Herefordshire'da, yüksek sınıftan, dindar ve hayat dolu bir hanım olan eski bir parlamenter üyesinin eşi Susanna Hopton ile tanıştı. Aralarında, tüm tutkuların ötesinde, çok derin bir sevgi oluştu. Ama size son derece olağanüstü bir şey söylemeliyim; bu yazılar sadece ve yanlızca o hanım içindi, şimdi onlardan zevk alan bizler için değil. Besbelli ki Mrs Hampton ona yazması için bir not defteri verdi. Ve o da çok açık kelimelerle herşeyi ona adadı: �En bilge sevginin bir işareti olarak, en iyi arkadaşımın (Tanrı?) arkadaşına olan bu kitabı yapımcılarıma övebileceği için ve kendisini bir melek yapacağı için yolluyorum.� Ona, her birimizi, her sabah, sonsuz mucizeler ve güzellik dolu, ışık saçan ve onun için her gün Yaratıcımıza teşekkürlerimizi sunmamızın gerektiği bu dünyanın, gerçekten şanlı bir kraliyetin mirasçısı olduğumuzu öğretti. Onun büyülü hayalini dinleyin: Dünya Sonsuz bir Güzelliğin aynasıdır, ama hiç kimse onu görmüyor. O Görkemin Tapınağıdır, ama kimse ona bakmıyor. O hiç kimsenin onun huzurunu kaçırmadığı bir Işık ve Huzur bölgesidir. O Tanrı'nın Cenneti'dir. İnsanoğlu düştüğü için, düşmeden öncekinden çok daha fazla şey demektir o. O Meleklerin yeridir ve Cennetin Kapısıdır.�
 

Mayıs ayındaki gezegenlerin bir çizgide olması yeni milenyumu işaret ediyor

TIME dergisi Milenyumun ilk sayısında 5 Mayıs 2000'de gerçekleşecek olan Mars, Merkür, Jüpiter, Venüs ve Satürn'ün Güneş, Ay ve Dünya ile kusursuz bir şekilde aynı hizaya geleceğini yayınladı. Bu olay en son  6000 sene önce gerçekleşmişti. Ama en ilginci, bu olayın aslında tüm yedi çakranın Dünya ile kozmik bir hizaya geçtiğini ifade etmesidir: Mars'ın Mooladhara'yı (1. Çakra), Merkür'ün Swadisthan'I (2. Çakra), Jüpiter'in Nabhi'yi (3. çakra), Venus'ün kalbi (4. Çakra), Saturn'ün Vishuddhi'yi (5. Çakra), Güneş'in Agnya'yı (6. Çakra) simgelediği ve Ay'ın Sahasrara'ya (7. ve son Çakra) tekabül ettiği bilinir. Bir başka göze çarpan olay, sözü geçen tarihten tam 30 yıl önce, 5 Mayıs 1970'de, insan ruhaniyetinin tarihi bir gününü işaret etmesidir: o gün içimizdeki ilahi annesel enrjinin (Kundalini) yükselmesi ve bize ikinci doğumumuzu vermesi için (Aydınlanma, moksha, satori) önündeki yolun temizlenerek, Sahasrara'nın  evrensel boyutta açıldığı gündür. Bugün bildiğimiz gibi o gün Sahaja Yoga'nın doğduğu gündür � kendiliğinden, herkes tarafından, kitlesel boyutta elde edilebilecek, çaba sarfetmeksizin Aydınlanma. Son hizaya gelişin 6000 yıl önce olmuş olması da ilginçtir. Eski Hint gelenekleri tarihi, bir döngü gibi kendini tekrar eden dört Yuga'ya veya çağa ayırırlar. İlki erdemin ve Ruhun neşesinin egemen olduğu Gerçeğin  altın çağı olan Satya Yuda'dır. Bu en uzun Yuga'dır, onu biraz daha kısa olan ve Dharma'nın (erdem) zayıflamaya başladığı Dwapara Yuga izler. Zayıflama, ikinci va daha kısa olan Treta Yuga'da devam eder ve zor günlerin doruğa ulaştığı, karmaşa ve modern zamanımızın bunalımlarının göze çarptığı Kali Yuga'ya, karanlık çağa ulaşır. Ama Kali Yuga kurtuluş tohumlarını da taşımaktadır � insanoğlunun gerçeğe olan coşkun susuzluğu, bu en kısa ve en kargaşa dolu çağın sonlarına doğru kendini ifade eder ve onu tekrar Satya Yuga'ya, altın çağa taşır. Kali Yuga'nın yaklaşık 6000 sene önce  bittiği sanılmaktadır. Gezegenlerin nadir olarak bir hatta dizilişi Kali Yuga'nın başlangıcını ve bitişini mi işaret ediyor?  Ve eğer bizler Satya Yuga'ya giden yolda isek, bunun işaretleri nelerdir?

Pek çok eski yazıt ve kehanet, Altın Çağa sosyal ve ekonomik reformlardan ziyade, İnsanın idrağının, onu Tanrısal bir yere, Cennetin Krallığına götüreceği bir değişim sonucu uaşılacağına işaret ediyor. Aynı zamanda ilginç olan şey,  geçmişten gelen ve bize şimdiye kadar hiç düşünülmemiş bir olayı, dişi bir ruhani kişiliğin, kolektif doğuşu kolaylaştıracak bir Anne'nin gelişini zayıf bir yankıyla bize haber vermesidir. İşte, bu olayı ima eden bazı referanslar!
· 1887 de basılan , Caithness Kontesi Marie'den Çağların Gizemi,  isimli bir kitapta, (sayfa 316-317) şu kehanetler yeralır: �Gelecek çağ dönümünde, bir sonraki Tanrısal enkarnasyonun yeryüzüne geleceği ve kadın olacağı, Tanrısal Erdemin gelişi veya Theo-Sophia, ve şimdiki çağın, başlangıçtan beri sır olarak saklanan herşeyi herşeyin bilineceği bir çağ olacağı genelde varsayılmıştır.�
· Kudüslü Şovalye John (11. yy) Kehanetler Ktabı'nda, Anneyi ve milenyumun gelişini tanımlar: �Şeytanın günlerinden sonra, bir Anne'nin yumuşaklığını yayacak.� �Milenyumu takip eden milenyum bir ışık çağı ile başkalaşacak: İnsan birbirini sevecek, herşeyini paylaşacak, rüya ve rüyalar gerçeğe dönüşecek (�)İnsan, herbirinin küçücük bir parçası olduğu büyük bir vücut oluşturacak. Hep beraber bu vücudun kafasını oluşturacaklar. Herkes tarafından konuşulan ortak bir dil olacak. (�) İnsanoğlu cennete erişecek� İnsanoğlu herşeydeki Ruhu bilecek� İnsanlar ikinci bir doğum alacaklar ve Ruh onların içine girecek.�
· Hint astrolojisindeki en eski kitaplardan biri olan ve yaklaşık 2000 yıl önce yaşamış olan büyük astrolog ve ileri görüşçü Kakayyar Bhujander tarafından yazılan Kak Nadi bölümünde 2000 yılları hakkında ilginç tanımların yer aldığı, Nadigrantha, Shantaram Athvale tarafından derlenmiş ve tercüme edilmiştir. İlginç bir bahis de 1970 yılı, Sahaja Yoga'nın doğduğu yıl ile ilgilidir. Not: Kruta Yoga ile, yazar Kali Yuga ile Satya Yuga arasındaki dönemden kısaca bahseder: �Jüpiter Balık Burcunda iken büyük bir Yogi Yeryüzüne enkarne olacak. 1970'de yeni bir devrin başladığı birçok kişi tarafından anlaşılacak. Kaliyuga bitecek ve Kritayuga başlayacak. Yeryüzünün ekseni basıklaşacak ve dünyanın yörüngesi gittikçe daha çok güneşe yaklaşacak. İnsan hayatı köklü bir değişime uğrayacak. Yüce bir Yogi bu zamanda enkarne olacak. Bu Yogi Parabrahma'nın enkarnasyonu olacak ve tüm tanrısal güçlere sahip olacak. Bu zamana kadar bir yogi veya öğrenci, adamanın, bilginin ve Patanjali Yoga'nın yolunu takip ederek Moksha'nın kutsamasına ulaşıyordu ve hayatının tek ve en önemli anlamını buluyordu ama vücudundaki çeşitli çakraların güçlerini uyandırmak ve nihayet Kundalini Gücünü aydınlatmak için çok katı  sınavlardan geçmesi gerekiyordu. Büyük Yogi tarafından bulunan bu yeni metod ile, insanoğlu aynı yaşamın içinde Moksha'ya ulaşmanın neşesine (Aydınlanma) varacak. Moksha'ya ulaşmak için vücudun acı çekmesine veya ölmesine gerek kalmayacak. Sadece yüce azizlerin kişiyi ölme noktasına kadar götüren Samathi konumuna geçerek deneyimlediği Brahmananda'ya ulaşmak, bu yeni yoga türü ile sıradan bir insan için bile Samathi konumuna girmeden mümkün olacak. Başlangıçta milyonlarca kişi içinden sadece birkaç kişi için bu yoga ve Moksha mümkün olurken, bir süre sonra tüm insan ırkı, bu yoganın yardımıyla, ölümün üstesinden gelecek. İnsanların yiyecek, barınak veya giyim kaygıları kalmayacak. Sıradan hayatlar yaşarlarken, insanlar yogaya � Tanrı ile birleşmeye ulaşacaklar. Hastanelere gerek kalmayacak çünkü artık hastalıklar olmayacak. Başlangıçta, yüce Yogi bir dokunuşuyla hastalıkları tedavi edebilecek. Yaşlılık, vücudun yokolmasıyla birlikte, var olmayacak ve insanlar cennetsi bedenler taşıyacaklar. Tüm insanlık dua etmenin önemini anlayacak ve tüm uluslar birleşecek. Yeni bilimsel buluşlar sonucunda, bilim ve din birleşecek. Bilimin yardımıyla Tanrı'nın ve Ruh'un var olduğu kanıtlanacak. Cehalet peçesi ve Maya bir kenara atılacak ve eskiden sadece yogiler tarafından çok zor uğraşlar sonucu ve ağır sınavlardan geçerek elde edilen Brahmananda, Moksha, birçok insan için çok kolay elde edilebilir hale gelecek.�
· C.S. Lewis (1898-1963) �Büyük Boşanma�adlı kitabında, insanlığın idrakının adınlanma konumuna yükseleceği muhteşem zamanları anlatır: �Eğer onların söyledikleri şarkıyı hatırlasaydım ve notalarını çıkarsaydım, o işaretleri okuyan hiçbir insan bir daha yaşlanmaz veya hastalanmazdı. Aralarından müzisyenler geçti: ve bunlardan sonra bir Hanım ki tüm bunlar onun huzurunda yapılmıştı. (�) Onunla karşılaşan her erkek ve her oğlan onun oğlu oldu, Onunla karşılaşan her kız onun kızı oldu. (�) Başka insanların çocuklarını çalmış olanlar da onlar. Ona Onun Anneliği farklıydı. Onun anneliğinin düştüğü herkes onları herkesden çok seven doğal anne ve babalarına geri gittiler. Ve şimdi Onda olan yaşamın bolluğu Baba'dan İsa'ya, hepsinin içine akıyordu.� Ve devam ediyor �Günahından kurtulmuş olan insanlık hala çok genç, onun mutlak gücüne ulaşması çok güç. Ama şimdiden, kainattaki ölü olan herşeyi yaşama döndürecek neşe, tıpkı oradaki hanım gibi yüce bir azizin küçük parmağında mevcut.�

Ve Yunanlı Sophia'nın, Yahudi Shekina'nın, Çinli Tao'nun, Hristiyan Kutsal Ruh'un ve Müslüman Ruh'un dişi ifadesi nedir? Evrensel boyutta varolan, Doğa Anne olarak adlandırabileceğimiz, yaşayan her varlığı büyüten, ve aynı zamanda İnsanların içinde, omuriliklerinin altında Kundalini Enerjisi olarak yansımış olan annesel güçtür bu. Bugün, Sahaja Yoga'nın gelişiyle, bu enerji merkezi sinir sistemimizde hissedilebiliyor ve eski bir gizli fenomen sayesinde bu çaba sarfetmeksiniz ve kitlesel olarak gerçekleşiyor: Aydınlanma. Kundalininin orta kalan boyunca uyanışı ve başın üstünden çıkması olan bu olaydan sonra, kişi Tanrı Sevgisinin heryerde Olan Gücünü serin bir esinti şeklinde avuçlarında ve başının üstünde hissedebilir. Bu sadece bir başlangıç, idrakımıza açılan yeni bir boyut. Bu göreli, akıl tarafından şartlanmış bir boyut değil, mutlaktır, avuçlarımızda ve parmakuçlarımızda hassas gerçeği algılamamızı sağlayan bir boyuttur. Bir kez, Aydınlanmanın bu temel deneyimi edinildi mi, ruhani gelişimimizin gerçekleşeceği düzenli Sahaja Yoga meditasyonu ile güçlendirilebilir.
 

Gerçek meditasyon nedir?

Meditasyon aklın ötesinde olan bir bilinç halidir. Bizler meditasyon yapamayız, meditasyonun �içinde� olmalıyız. Bu, uyanık ve tamamen farkında ama düşüncesiz olduğumuz bir saf idrak konumudur. Kişinin aklında hiç düşüncesinin olmaması normalde zordur, ama Kundalini'miz Aydınlanma ile bir kere uyandırıldı mı, bize bu konuma çaba sarfetmeksizin ulaşmamızda yardım eder. Sahaja Yoga bizim buna tam olarak ulaşmamızı sağlar. Sydney'de, Mart 1983'de, yapmış olduğu bir konuşmasında, Sahaja Yoga'yı bulan Shri Mataji Nirmala Devi, insanın kaybettiği ebedi mutluluğunun içsel cennetini arayışından ve bu seyahatin sonunun ne olduğundan bahsediyor: � Şimdi hepiniz aydınlandınız, şu anda içimizde varlığımızın huzuru, güzelliği ve görkemi yatmaktadır. Tüm bunların bir okyanusu vardır. Onu dışarıda arayamayız. İçimizde gitmeliyiz � dedikleri gibi  onu aradığınız ve ondan zevk duyduğunu �meditasyon konumuna� girmeliyiz. Tıpkı, susadığınız zaman, bir nehire veya bir okyanusa gitmeniz gibi, ve susuzluğunuzu gidermeye çalışırsınız. Hemen orada. Ne yapmış olursanız olun � neşeyi, neşe denen şeyi, mutluluk denen şeyi, dünyevi güçleri ve dünyevi mülkleri bulmak için dışarıya çıkmanız gibi � onu aksi yöne çevirmelisiniz, herşeyi. �kendi içinize� odaklanmalısınız. Dışarı gitmiş olmanız yanlış değildi. Yapmış olduklarınızdan dolayı kendinizi kötü hissetmemelisiniz. (�) Daha hassas bir anlayış içine girdiniz ve bu pek çok insanda çalıştı. Bazı insanlar sadece akli boyuttalar belki, önemli değil. Belki bazıları onu hissedebilecekleri fiziksel boyuttalar. Önemli değil. Ama sizler doğru yoldasınız. Doğru hareket ediyorsunuz. Meditasyon yapmaya çalışın. Daha çok meditasyon yapın ki o içsel varlığa erişin. Ve bu içsel varlık her birimizin içinde var olan engin bir mutluluk okyanusudur. Bu engin bir ışık selidir ve herbirimizin içsel güzelliğine dolar. Öyleyse, ona yaklaşmak için, �içinize� gitmelisiniz � ona ve hareketinize karşı olan şeyleri tanımayarak yapmalısınız bunu. Bazen rüzgar, Tanrı'nın zaferinin içte olduğunu anlamamanız için çok çok kuvvetli esebilir - ama arkanızı dönün. Her an hatırlayın ki, hareketiniz içe doğru olmalı. Dışsal zaferlerinizin fikirleriniz unutmalısınız. (�) Bu Tanrı'ya doğru kişisel bir yolculuktur. Meditasyon yaptığınızda ve oraya ulaştığınızda, kolektif olursunuz. Ondan önce, bu �içteki  tamamen kişisel bir yolculuk'tur. Bu tamamen kişisel bir yolculuktur! Bunu görebilmelisiniz; bu yolculukta kimse sizin akrabanız değildir. Kimse sizin arkadaşınız değildir. Tamamen yanlızsınızdır. �Tamemen yanlız�. İçinizde yanlız hareket etmelisiniz. Kimseden nefret etmeyin. Sorumsuz olmayın ama meditasyon konumunda yanlızsınızdır. Orada kimse yoktur. Sadece siz. Ve bir kere o okyanusa girdiniz mi, o zaman tüm dünya sizin aileniz oluverir. Tüm dünya sizin kendi oluşunuzdur. Tüm çocuklar sizin çocuğunuz olur. Ve siz herkese eşit bir anlayışla davranırsınız. Ruhunuzun �içine� girdiğiniz ve ruhun gözleriyle görmeye başladığınız zaman tüm büyüme gerçekleşir. İçinizde öylesine bir sakinlik, huzur ve mutluluk olur. Bu yolculuk için hazır olmalısınız. Bu yolculuk sadece meditasyon konumunuzda olur. Ve meditasyonunuzda ne kadar çok şey bulursanız, o kadar çok gitmek ve başkalarına dağıtmak istersiniz. Bu olmalı. Eğer bu başınıza gelmiyorsa, o zaman olmadı demektir; saflık yok bir çeşit önyargı var demektir. Bu kişisel yolda, ne bulursanız, onun zevkini  başkaları ile beraber yaşamak istersiniz, onu başkalarına vermek istersiniz. Gerçekten meditasyon konumunda olan birinin işaretidir bu. Meditasyon konumunda olan ve bulduğu şeyi başkalarına da dağıtamayan biri kendisini de diğerlerini de aldatıyor demektir. Çünkü meditasyonunuz boyunca elde ettiğiniz neşeyi dağıtmanız gerekir. Verilmelidir. Gösterilmelidir. Kuvvetle yanan bir lambadan yayılan ışık gibi bu neşe sizin varlığınızdan yayılmalıdır. Bunun aydınlanmış bir ışık olduğunu söylemek için ant içmeniz gerekmez. Aynı şekilde, bir aziz, aziz olduğunu belgelememelidir. İçinizde eriştiğiniz derinlik heryere yayılır. İşte bu böyle bir etki ve tepkidir. Ne kadar derinleşirseniz ışıma o kadar çok olur. Çok sıradan ve basit bir kişi, eğitimsiz bir kişi böyle olabilir. Bombay'de, Varick isminde bir bey var, tanırsınız. Yaşlı ve çok derin bir adamdır. Sevgi ışır. Öylesine bir meditasyon konumundadır. Meditasyonda çok fazla zaman harcamanız gerekmez. Ama harcadığınız zaman ne ise, kazandığınız ne ise, dışarıdan görünür olmalı � nasıl ışıyorsunuz ve başkalarına nasıl veriyorsunuz. (�) herbiriniz kendisi için karar vermeli.�
 

Nasıl meditasyon yapılır?

Kişi hergün meditasyon yapmayı denemelidir. Meditasyon, düşümeksizin ve yargılamaksızın, tamamen şimdiki zamanda olmak demektir. Bu tıpkı, içinizdeki ve dışınızdaki herşeyi gözlediğiniz ama tepki göstermediğiniz bir şahitlik konumunda olmak gibidir. Böyle bir meditasyonun etkileri, içsel huzur, neşe ve denge olarak yaşamınızın her yönünde kendini gösterir, bazen birkaç hafta içinde, bazen daha çabuk. Sahaja Yoga meditasyonunda, edinilmedi gereken ilk konum, yukarıda anlatıldığı gibi, düşüncesiz idrak konumudur. Aydınlanmadan sonra bile, Kundalini bizi kendiliğinden o konuma götürdüğü için bir çaba gerekmiyor, o konumu yerleştirmek ve derinleştirmek için pratik yapmak gerekir. Shri Mataji'nin resmi, Kudalinimizin tanıdığı ve tepki gösterdiği vibrasyonlar (kundalini enerjisi) yayar. En iyisi, sakin bir yerde (hergün aynı yerde mümkünse), Shri Mataji'nin fotoğrafı önünde, ister bağdaş kurarak ister basitçe bir sandalyede dik bir şekilde oturarak meditasyon yapmaktır. Eğer hergün uygulanırsa (ideali günde iki kere � sabah kalkınca ilk olarak, akşam yatmadan evvel son olarak) Kundalininizin yükselmesine ve sizi içsel huzura (düşüncesiz idrak) kavuşturmasına izin vereceğiniz bir 10-15 dakika başlangıç için yeterlidir. Bu en temel meditasyondur, ama eğer düzenli olarak uygulanırsa ve tamamen kalpten yapılırsa, çok iyi ve etkin bir başlangıç olabilir. Sahaja Yoga'da, Kundalini enerjisi'nin (vibrasyonlar, Chaitanya), hassas sistemi (çakralar ve nadiler) temizlemek ve kendimizi gerçek meditasyon olan düşüncesiz idrak konumuna getirmek için kullanılan pek çok teknik vardır. Tüm bu teknikler, dünyanın heryerinde ücretsiz olarak yapılan ve hem meditasyonunuz için gerekli olan Shri Mataji'nin resmini ve hemde diğer gereçleri elde edebileceğiniz Sahaja Yoga programlarında aşama aşama anlatılmaktadır.
(bkz. http://www.sahajayoga.org/world).

· Bir sonraki sayıdaki yazılardan bazıları:
İsa'nın Hindistan'ı ziyareti
Lao Tse, on ölümsüz gurudan biri


SAHAJ E-ZINE

Cilt 1, Sayı 2 -  Mayıs 2000

Telif hakkı Uluslararası Sahaja Yoga, http://www.sahajayoga.org. Abone olmak veya abonelikten çıkmak için, lütfen http://www.sahajayoga.org/newsletter yi ziyaret ediniz. İçeriğini yolladığınız sürece, bu gazeteyi başkalarına gönderebilirsiniz.
 

İçindekiler
 

Alıntılar

�İçimizde taşıdığımızdan başka gerçek yoktur. İşte bu yüzden, pek çok insan gerçek olmayan bir yaşam sürüyor. Gerçek olarak dışlarındaki bir görüntüyü alıyorlar ve asla içlerindeki dünyanın kendini göstermesine izin vermiyorlar.�
Herman Hesse

�Dünyada görmeyi dilediğiniz değişim siz olmalısınız.�
Mahatma Gandhi

�Hint kiliselerinde İsa küçük bir çocuk olarak tasvir edilmiştir. Güzel, çok güzel tasvir edilmiştir. Tek parmağında tüm dünyayı döndürebilen çocuk İsa'nın, parmağını ağzına sokmuş bir çocuk olarak yazılmış bir şarkı, bir şiiri vardır orada.�
Shri Mataji Nirmala Devi

�Hz. İsa'nın Hindistan'da Kaşmir'e gelişi ve Şalivahana Krallarından biri ile karşılaşması ile ilgili bir kitap okudum. Bu buluşma eski Purana kitaplarından bir alıntı ve belki yazar da bunu bilmiyordur. Şöyle yazılı; Şalivahana Kralı İsa'ya adını soruyor, ve o da adının İsa Mesih olduğunu sölüyor ve Kral ona soruyor; �Neden bu ülkedesin?�  O da �Ben insanların Mleççaş oldukları bir ülkeden geldim� diyor. Mleçças kötülüğü, kabalığı ve ahlaksızlığı arzu eden insanlardır. (�) Her neyse, Şalivahana Kralı ve Efendi İsa Mesih arasındaki konuşma böyleydi. Şalivahana Ona yine sordu; �Neden sen geri dönüp bu insanları  temizlemiyor ve onlara Nirmal Tatwa'yı (temizleme prensibini) öğretmiyorsun?�  Bunun sonucunda İsa'nın geri döndüğünü ve kendi kurtuluşlarına hiç istek beslemeyen Romalılar tarafından üç buçuk sene içinde çarmıha gerildiğini düşünüyorum.�
Shri Mataji Nirmala devi, Meta Modern Çağ
 

İsa'nın Hindistan'ı ziyareti

Ondördüncü yılında, İsa Güney Pakistan'ın sınırları dışına gitti ve Tanrı'nın sevgili ülkesinde Aryaların arasına yerleşti.
Çok harika bir çocuk doğdu. Bizzat Tanrı, bu çocuğun ağzından, bedenin hiçliğinden ve Ruhun görkeminden bahsetti. �Tanrı'nın mücizeleri her gün olur. Her kim onu görmezse, yaşamın en güzel hediyelerinden birinden mahrum kalmış demektir.� �Kadına saygı duyun, çünkü O Kainatın Annesidir ve Tanrısal Yaradılışın tüm Hakikati Onda yaşar.� 1887'de, Rus bir bilgin olan Nicolai Notovitch, Doğu gezisi sırasında, Kashmir'de seyahat ediyordu. Yılın sonuna doğru arkadaş canlısı ve �son derece açık� insanlarla karşılaştığı Ladakh bölgesine girdi. Bir Budist manastrında, çok sıcak bir misafirperverlikle karşılaştı. Papazlar Nitivitch'e, Müslüman komşularından çok Budizm'e kendilerini daha yakın bulan Avrupalı Hristiyanlara olan yakın ilgilerinden bahsettiler. �Biz de sizin Tek Tanrı'nın Oğlu olarak tanıdığınız kişiye saygı duyuyoruz� ki o sonuçta Buda'nın ruhunun enkarnasyonudur� Onun ismi ve yaptıkları bizim kutsal yazılarımıza kaydedilmiştir.� Sonuç olarak Nicolai Notovitch'in Lhasa şehrinde olan bu yazıtların sayfalarını görmesine izin verilmiş. Yüce kitaplardan ikisi, ki onlardan pek çok vardı, Notovitch'e okunmuş ve çevrilmiş. Onun dikkatli notları temel alınarak ve Avrupa'daki pek çok dini otoritenin engellemesi sonucu, �Isa'nın Hikayesi� Fransızca olarak basılmış. Sadece Notovitch'in yoğun ilgisi sayesinde, bugün bu �hikaye'nin veya �İsa'nın Kroniği'nin bir bölümü bize ulaşabilmiştir. İki kere tercüme edilmesine ve kronik olarak yeniden okunmasına karşın, Notovitch'in yorumu korunmuştur. Himalayaların siyasetinde, tüm orjinal kitaplar kaybolmuş gözükmektedir. Aziz İsa'nın Hayatı İsrail insanlarının Musa'da İsa'nın gelişine kadarki tarihini anlatır. İsrail'deki toplumdal yaşamın üç yılının eklenmesi ile birlikte, bu gerçek İsa'nın, ondört yaşının başlarında yaptığı Punjab, Orissa  ili, Benares ve Persia dahil Güney Pakistan sınırlarının dışından Hindistan'a yolculuklarını anlatır. Aşağıdakiler, Hintli öğrencileri arasında İssa diye bilinen Hz. İsa'nın halen akılda kalıcı olan tanımlamalarıdır.

I.
1. Yeryüzü sallandı ve cennetler ağladı, çünkü İsrail ülkesi büyük bir suç işlemişti.
2. Adil yüce Issa işkence gördüğü ve çarmıha gerildiği için, ki o dünyanın ruhunu taşıyordu.
3. Ki O, insanoğluna faydalı olabilecek ve böylece şeytani düşüncelerin yokolacağı basit bir ölümlü olarak enkarne olmuştu.
4. İnsanoğlu günahla alçalmıştı, ve yaşama yeniden huzurun, sevginin ve mutluluğun gelebileceğini, ve merhameti sınırsız ve sonsuz olan tek ve görünmeyen Yaratıcı'yı onda anımsamışlardı.
5. İsrail'den gelen tacirlerin bu konu ile ilgili anlattıkları işte bunlardır�

IV.
1. Zaman geldi, Yüce Yargıç, sınırsız merhametiyle, bir insanoğlunda kendini enkarne etmeyi seçti.
2. Ve tamamen hareketsiz ve olağanüstü güzel bir konuma sahip Ebedi ve Ezeli Ruh, kendini Sonsuz Varlık'tan, belirsiz bir süre için, uyandırdı ve bağımsız kıldı.
3. İnsan görünüşünün içinde, kendimizi Tanrısallıkla kişileştirmenin ve sonsuz mutluluğa ulaşmanın yolunu göstermek için.
4. Ve kendi örneği ile, bize öğretmek için, nasıl ahlaki saflığa ulaşabiliriz ve ruhu hantal kılıfından nasıl ayırabiliriz diye, ki böylece değişmeyen ve sozsuz mutluluğun hüküm sürdüğü Cennetin Krallığına girmek için gerekli olan kusursuzluğa ulaşılabilir.
5. Hemen sonra, İsrail ülkesinde muhteşem bir çocuk doğdu; Tanrı'nın kendisi, bu çocuğun ağzıyla, bedenin hiçliğinden ve ruhun görkeminden bahsetti.
6. Yeni doğmuş bu çocuğun ailesi fakir insanlardı ve doğuştan son derece dindar bir aileye mensuplardı. Yaratıcı'nın ismini yüceltmek için dünyevi büyüklüğünü görmezden gelir ve Ona, onları sınadığı şansızlıklar için teşekkür ederlerdi.
7. Gerçeğin yolundaki azimlerini ödüllendirmek için, bu ailenin ilk doğan çocuğunu kutsadı; onu seçilmişi olarak seçti ve şeytanın içine düşmüş olanları yükseltmesi ve acı çekenleri iyileştirmesi için yolladı.
8. İssa ismi verilen tanrısal çocuk, en genç yıllarında bile tek ve görünmeyen Tanrı hakkında konuşmaya başladı, dürüstlük yolundan çıkmış insanları pişman olmaya ve kendilerini yapmış oldukları günahlardan temizlemeye teşvik etti.
9. Heryerden insanlar onun çocuk dudaklarından dökülen bilge sözleri dinlemek için geldiler; tüm İsrailliler Ezeli ve Ebedi Ruhun bu çocuğun içinde yattığının bildirilmesinde birleşti�

V.
1. Ondört yaşındayken, genç İssa, Tanrı tarafından kutsanarak, Sindh'in (Güney Pakistan) ötesine yolculuk yaptı ve Aryaların arasında, Tanrı'nın sevgili ülkesinde oturdu.
2. İsminin ünü tüm Sindh'in kuzeyinde yayıldı. Beş ırmağın ülkesinden (Punjab) ve Radjipoutan�dan geçerken, Tanrı Djaine'ye ibadet edenler ona kendilerinde kalması için yalvardılar.
3. Ama O, Djaine'nin yanlış yönlendirilmiş tapanlarını bıraktı ve Orissa'nın bir ili olan, Viassa-Krichna'nın mezarının bulunduğu ve Brahma'nın beyaz papazları tarafından büyük bir coşkuyla karşılandığı Juggernaut'a geçti.
4. Ona okumayı ve Vedasa'yı anlamayı, dua ile iyileştirmeyi, Kutsal Kitap'ı öğretmeyi ve anlatmayı, insanın bedeninden şeytani ruhları çıkartmayı ve ona tekrar insani bir görünüş vermeyi öğrettiler.
5. Juggernaut'da, Rajegriha'da, Benares'de (Varanasi), ve diğer kutsal şehirlerde altı sene geçirdi; herkes onu çok sevdi, Kutsal Kitabı öğrettiği Vaisyalar ve Soudralarla beraber İssa huzur içinde yaşadı.
25. Ona hayranlıkla bağlı olan Vaisyalar ve Soudralar İssa'ya mutluluklarını korumak      için nasıl dua etmeleri gerektiğini sordular.
26. �Putlara tapmayın, çünkü onlar sizi duymazlar; gerçeğin çarptırıldığı Vedaları       dinlemeyin; herşeyin içinde, ilk kendiniz olduğunu zannetmeyin, ve komşunuzu       küçük düşürmeyin.�
27. �Fakire yardım edin, zayıfa el uzatın, kimseyi incitmeyin, sizde olmayıp başkalarında       olan şeylere göz dikmeyin.��

VII.
4.   �Bir mucize yap� dedi papazlar, �ve Tanrın bizi şaşırtsın.�
6. Ama İssa şöyle dedi: �Tanrı'nın mucizeleri kainatın yaratılmasıyla başladı; her gün ve her an meydana gelmekteler; onları kim göremiyorsa, yaşamın en güzel hediyelerinden birinden yoksun demektir.�..
13. Ve İssa dinsizlere Sonsuz Ruhu kendi gözleriyle görmek için çabalamamalarını, ama onu kalplerinde hissetmek için çalışmalarını ve gerçekten saf bir ruhla, kendilerini onun lütuflarına değer kılmalarını öğretti.
15. �Başkalarına ait olanı almayın, bu komşunuzun alnının teriyle kazanmış olduğu eşyalarını çalmak olur.�
16. �Kimseyi aldatmayın ki aldanmayasınız: son yargıdan önce kendinizin doğruluğunu kanıtlamaya çalışın, çünkü o zaman çok geç olacak.�
17. �Kendinizi sefahat içinde kaybetmeyin, Tanrı'nın yasalarının bir gazabıdır o.
18. �Sadece kendinizi saflaşarak değil, ama başkalarını da, onlara ilkel kusursuzluğu yeniden kazandıracak olan yola götürerek yüce güzelliği elde edin.�

IX.
10. İsrailliler, İssa'nın sözlerini duymak için toplandılar, ona Cennetsi Baba'ya nerede teşekkür etmeleri gerektiğini sordular, çünkü düşmanları tapınaklarını yerlebir etmişti ve kutsal kapları zorba eller tarafından alınmıştı.
11. İssa onlara Tanrı'nın insanların inşa ettiği tapınaklardan bahsetmediğini anlattı, ama o Tanrı'nın gerçek tapınağının insanın kalbi olduğunu kastetmişti.
12. �Tapınağınıza, kalbinize girin, onu iyi düşüncelerle, sabırla aydınlatın, ve Babanızda yılmayan bir güven yerleştirmelisiniz.�
13. �Ve kutsal kaplarınız elleriniz ve gözlerinizdir; bakın ve Tanrı için tasdik edileni yapın, komuşunuza iyilik yapmakla, size hayat vermiş olanın oturduğu tapınağı süsleyerek güzelleştiren bir tören yapmış olursunuz.�
14. �Tanrı sizi kendi görüntüsünden yarattı; masum, ruhun saflığı, şefkati ile dolu bir kalple ve kaderinizi şeytani planlar düşüncesine değil, sevginin ve adaletin tapınağına gidilecek şekilde belirledi.�
15. �O yüzden kalplerinizi kirletmeyin, size söylüyorum, Sonsuz varlık orada daima otursun diye.�
16. �Eğer işlerinizi sevgi ve dindarlıkla mühürlü olarak başarmak istiyorsanız, onları sevgi ve dindarlıkla yapın, onları açık bir kalple yapın ve davranışlarınızın kazanç umudundan veya kar düşüncesinden esinlenmesine izin vermeyin.�
17. �Böyle davranışlar sizi kurtuluşunuza götürmeyecektir ve o zaman sizler hırsızlığın, yanlışlığın ve cinayetin cömert eylemler olarak görüldüğü ahlaki çöküş seviyesine düşersiniz.�

X.
6. Ve İssa (Kudüs insanlarına) dedi ki: �İnsan ırkı onun karanlığa inancı yüzünden yok oluyor ve fırtına insan sürüsünü sersem etmiş ve onlar çobanlarını kaybetmişler.�
7. �Ama fırtınalar sonsuza dek sürmez, ve bulutlar sonsuz ışığı saklamayacaklar, cennetler yeniden yücelecek, kutsal ışık yeryüzüne yayılacak ve yolunu yitirmiş olan koyunlar çobanlarının etrafında birleşecekler.�
8. Hendeğin içine düşmekten korkarak, karanlığın içinde yolunuzu bulmaya çabalamayın, ama güçlerinizi birleştirin, birbirinize destek olun, tüm güveninizi Tanrı'ya yerleştirin, ve bir ışık çizgisi belirene kadar bekleyin.�
9. �Komşusuna arka çıkan, kendisine arka çıkar ve ailesini kim korursa, ırkını ve ülkesini korumuş olur.��

XI.
7 Ve İssa onlara dedi ki: �İnsan elinden meydana gelen mucizelere inanmayın, Sadece O, doğaya hükmeden, doğa üstü şeyler yapmaya kadirdir, öte yandan insan rüzgarın şiddetini yumuşatacak ve yağmur bahşedecek güçte değildir.�
8. �Bununla birlikte, insanın yapabileceği bir mucize vardır; bu, sonuna ulaşmak için, içten bir inançla dolu olarak, kalbinden tüm şeytani düşünceleri eritip akıttığı ve adaletsizlik yolundan kaçtığı zamandır.
9. �Ve Tanrı'sız  yapılan herşey, büyük yanlışlardır, iğfaller ve illüzyonlardır, ki onlar sadece, bu sanatı uygulayan insanın ruhunun ne noktada yalancılık, sahtekarlık ve pislikle dolduğunu gösterir.�
10. �Nasihatçılara inanmayın, sadece Tanrı geleceği bilir; büyücülere başvuran kişi, içindeki tapınağı kirletir ve Yaradanına karşı güveni olmadığını kanıtlar.�
11. �Büyücülere ve onların nasihatçılarına inanç insanın içindeki sadeliği ve çocuksu saflığı yokeder; şeytani bir güç ona hükmeder ve onu her çeşit suçu işlemeye ve putlara tapmaya zorlar.�
12. �Tanrı'mız tektir, tüm güçlere sahiptir, herşeyi bilendir ve heryerde hazır olandır; tüm bilgeliği ve tüm ışığı taşıyan Odur.�
13. Üzüntülüyken avutulmak, çok çalışırken yardım görmek, hastayken şifa bulmak için Ondan yardım dilemeliyiz; Ondan kim yardım isterse geri çevrilmeyecetir.�
14. �Doğanın sırrı Tanrı'nın ellerindedir; dünya varolmadan önce, tanrısal aklın içinde mevcuttu; En Yüce'nin arzusu ile o maddi ve görülür oldu.�
15. �Ona hitap etmeyi dilediğiniz zaman, bir kere daha çocuklar gibi olun, biliyorsunuz ki, ne geçmişin, ne şimdinin ne de geleceğin, Tanrı zamanın efendisidir.�

XII.
8. İssa'yı daha iyi duymak için gruba yaklaşan yaşlı bir kadın, adamlardan biri tarafından, onun önüne geçmek için, kenara itildi.
9. İssa o zaman şöyle dedi: �Ona ait olan bir yeri önce kendisi kapmak için annesini bir kenara iten bir oğul iyi değildir. Kim ki, Tanrı'nın yanındaki en kutsal varlık olan  annesine saygı göstermez, o kişi Oğul ismine layık değildir.�
10. �Dinleyin o zaman söyleyeceklerimi: Kadına saygı gösterin, çünkü o evrenin annesidir ve tanrısal yaradılışın tüm hakikati onda bulunur.�
11. �O tüm iyi ve güzel olanın temelidir, tıpkı yaşamın ve ölümün başlangıç noktası olduğu gibi. İnsanlığın tüm varoluşu ona bağlıdır, onun yaptığı tüm işlerdeki ahlaki ve doğal destek odur.�
12. Doğum sancısı çekerek sizi doğurur; alnının teriyle sizin büyümenizi gözetir, ve ölene dek ona ne büyük acıları çektirirsiniz. Onu kutsayın ve ona tapın, çünkü sizin tek dostunuz ve Yeryüzündeki tek dayanağınız odur.�
13. Ona saygı duyun, onu koruyun, bunu yaparak, onun sevgisini ve kalbini kazanacaksınız, ve Tanrı'yı memnun edeceksiniz; bunun için günahlarınızın çoğundan kurtulacaksınız.�
14. �Bu nedenle, karılarınızı sevin ve onlara saygı duyun, çünkü yarın onlar anne olacaklar ve sonra tüm ulusun büyükanneleri olacaklar.�
15. �Karınıza karşı uysal olun: onun sevgisi erkeği soylulaştırır, sertleşmiş kalbini yumşatır, canavarı evcilleştirir ve onu bir kuzuya çevirir.�
16. �Tıpkı orduların Tanrı'sının, günü geceden, toprağı sudan ayırdığı gibi, kadınlar da  insandaki şeytani düşünceleri iyi niyetlerden ilahi ayırma yeteneğine sahiptir.��
 

Lao Tse, on ölümsüz gurudan biri

Hassas bedenimizin şemasına baktığımız zaman (http://www.sahajayoga.org/turkey/hassasbeden), göbek bölgemizin etrafında yeşile boyanmış geniş bir yuvarlak görürüz. Bunun adı içimizdeki Bhava-Sagara veya İllüzyonlar Okyanusu veya Void'dur. Gerçekten de, fiziksel boyutta, bu bölge bir sinir bitimleri boşluğudur.  Hassas boyutta, bu bölge, her insanda potansiyel bir konumda varolan efendilik prensiplerine veya guru prensiplerine tekabül eder. Tıpkı diğer çakralar gibi, Void da Kundalini yükseldiği zaman aydınlanır ve böylece aydınlanmamızın hemen ardından Guru prensibimiz açığa çıkmaya başlar. Bu, herşeyden önce bizim kendi kendimizin efendisi olmamızı, ikinci olarak da diğer insanların ruhani olarak büyümelerine yardımcı olabilmemizi ve onlara Aydınlanma vermemizi sağlar.

Kozmik boyutta da varolan bu efendilik prensibi, insan türüne ruhani rehberlik etmek üzere, insanlık tarihi boyunca on kere enkarne olmuştur. Aşağıda on enkarnasyondan biri olarak Çinde doğmuş olan Lao Tse hakkında konuşacağız.
Lao Tse, �yaşlı bebek�, �çok eski guru� veya �öğretmen� demektir. İsa'dan önce 604 yılında Çin'de doğmuş olan Lao Tse'ye Lee Arh ismi verilmiş. Lao Tse hakkında birçok hikaye vardır:

* Ona �kederli miydiniz?� diye sorulduğunda, O şöyle cevap vermiş, �Mutlu olmayı arzu etmek kederli olmanın tohumudur�
* Birgün bir adam Lao Tse'ye bir odun parçası ile vurmuş. Lao Tse, adama bakmaksızın, sanki hiçbirşey olmamış gibi yürümeye devam etmiş.  Suçlu Lao Tse'nin yanına koşmuş ve �Eğer bakmazsan vuruşum sonuçsuz kalacak� demiş. Lao Tse şöyle cevap vermiş: �Bazen kazara başımıza gelir. Bazen kendi tırnağımızla kendimizi kanatırız. O zaman ne yaparız?� Adam utanmış. Lao Tse şöyle demiş: �Birgün bir kayıkta seyahat ediyordum. Boş bir kayık geldi ve benimkine vurdu. Eğer kayıkta bir denizci olsaydı, savaş çıkarırdı. Kayığa bir kere vurulmuşsa ne olmuş yani? Hiç fark etmez, İyi adam.� Ve devam etti, �Sen işini yaptın. Artık gidebilirsin. Bırak ben de kendi işimi yapayım.�
* Lao Tse yaşlandığında, Çin'deki politik dalgalanmalardan ve karmaşadan bıkmış. Meditasyon yapmak için uzak bir yere gitmeyi arzu etmiş, ama herkes onun öğütlerini istiyormuş. Ülke sınırını geçmek isterken gardiyan onu geçirmemiş. Gardiyan, �Neyin varsa, lütfen ulusa öğüt ver.� demiş.  Lao Tse Çin'de kalmış ve altın öğüdünü yazmış, onu gardiyana vermiş ve kaybolmuş. Seksenbir sutra olan bu kitap �Tao Te Ching� olarak bilinir. Çincede �Tao�, �çok eski, can alıcı özetlerle dolu� demektir. �Tao� aynı zamanda �yol� da demektir. Lao Tse bu Tao'yu, konuşulmamış ve şekilsiz  �En büyük prensip� anlamında kullanmıştır.

Lao Tse'nin öğretileri su gibidir. Suyun onu tutmakta olan herhangi bir kapın şeklini alma niteliği vardır. Bu nedenle, Tao en esnek ve doğal olandır.
Tao Tanrı'nın dişi tarafıdır. Herşeyin Annesi, Ölümsüz Anne olarak tarif edilir � Hindistan�da Adi Shakti, İsrail'de Shekina, ve Hristiyanlıkta da Kutsal Ruh olarak bilinir. Onun içimizdeki yansıması omuriliğin altkısmına yeralan ve en hassas ve ruhani enerji olan Kundalini'dir.

Lao Tse'nin öğretilerinden öğrendiğimiz şey şudur: bir gurunun amacı, arayanları aydınlatan ve onları daha yüksek seviyelere çıkartan bir kanal haline dönüşerek Tanrı'nın ışığını yaymaktır. Lao Tse, Tanrı'yı ifade eden Guru'nın bedenlenmiş haliydi. Bunu sadece onun öğretileri aracılığı ile değil onun hayatına bakarak da görebilirsiniz. O sadece bir tek şeyi görebildi: Mutlak olan Tao'yu veya Tanrı'yı.

Bir guru çok büyük bir şefkat ile öğretir. Lao Tse tüm arayış içinde olanları sevebildi çünkü onların içindeki Tanrı'yı farkedebiliyordu. Onun sevdiği işte Tanrı idi ve öğretilerini de Ona yöneltmişti. Bir kişi Guru olduğu zaman, Tanrı'nın Okyanusunun içinde erir. Bizler yumşatıldık. Bizim için hiç farketmez artık. Herşeyin iyi olacağını biliyoruz çünkü bizler saflaştık.
 

Shri Mataji'nin Haziran 2000 Kuzey Amerika ziyareti

Sahaja Yoga'yı bulan H.H. Shri Mataji Nirmala Devi Haziran 2000 ayı boyunca Kuzey Amerika'da olacak. Hepsi ücretsiz olan ve arzu eden herkese aydınlanma vereceği halka açık programlar sunacak. Binlerce arayış içinde olanın Kundalini'nin uyanışı deneyimini elde ettiği, Shri Mataji'nin programları genelde bir tanıtıcı konuşma ve Aydınlanma meditasyonunu kapsamaktadır. Genelde, Sahaja Yogiler tarafından (Sahaja Yoga'yı uygulayanlar) sahnede, (Kundalini ile aynı özelliğe sahip olan) Tanrısal vibrasyonlar yayan muzik de çalınır. Bazı programların sonunda, Shri Mataji insanları sahneye davet eder ve kendisiyle birkaç dakika geçirilir. Kişisel olarak Shri Mataji ile görüşmek biz Sahaja Yoga'yı uygulayanların tümü için eşsiz ve unutulmaz bir deneyimdir. Sadece havaalanına gidip Shri Mataji'yi selamlamakla ve ona çiçekler sunmakla hayatları değişen insanlar tanıyorum, ve ben de bu insanlardan biriyim. Shri Mataji'nin Kuzey Amerika gezisinin programı şöyledir:
1 Haziran: Los Angeles, Wiltern Tiyatrosu, saat 19:00.  Daha fazla bilgi için : (310)-519 3285'i arayınız. Shri Mataji Nirmala Devi ile Sahaja Yoga Meditasyonu programına giriş ücretsizdir, buna karşılık, herkesin girişi bileti olması gerekmektedir. Biletler Pazartesi'den Cuma'ya kadar, saat 10:00-18:00 arası Wiltern Tiyatrosu gişelerinden veya Ticketmaster'dan, 6243 Hollywood Blvd'dan alınabilir.
5 Haziran: Berkeley, CA, saat 19:30'da, Julia Morgan Sanat Merkezi'nde, 2640 College Ave., Berkeley. Daha fazla bilgi için bayyoga@yahoo.com'u veya 510-883-1053'ü arayınız.
11 Haziran: Vancouver, 19:30'da Masey Tiyatrosu'nda, 735 Eighth Ave.  New Westminster. Daha fazla bilgi için (604)-597 8440'ı arayınız.
16 Haziran: New York, 19:00'da, Town Hall'da, 123 W.43rd St. (Broadway ile 6. Cadde arası). Bilgi için (212)-269 YOGA.
19 Haziran: Washington DC. Detaylar web sayfamızda yayınlanacaktır.
25 Haziran: Toronto. Detaylar bildirilecek.
Sahaja Yoga ile ilgili tüm programlara giriş her zaman ücretsizdir ve herkese açıktır. Ülkenin her tarafından gerçeği arayan herkes Amerika'daki programlara katılmak için geleceklerdir ve bizler gelebilen herkesin deneyimlerini duymak için sabırsızlanıyoruz (bizimle Teşekkür ve Mektuplar sayfasından iletişime geçebilirsiniz). Bu olaya yurtdışıdan bir ila ikibin arasında Sahaja Yogi'nin katılması beklenmektedir.


SAHAJ E-ZINE

Cilt 1, Sayı 3 -  Temmuz 2000

Telif hakkı Uluslararası Sahaja Yoga, http://www.sahajayoga.org. Abone olmak veya abonelikten çıkmak için, lütfen http://www.sahajayoga.org/newsletter yi ziyaret ediniz. İçeriğini yolladığınız sürece, bu gazeteyi başkalarına gönderebilirsiniz.
 

Sevgili herkes,

Sahaj e-dergi'nin Haziran sayısını geç gönderdiğimiz için özür diliyoruz. Shri Mataji'nin geçen ayki Kuzey Amerika Turu hem yoğun, hem de çok yararlı geçti. Atladığımız Haziran sayısını telafi etmek amacıyla Temmuz sayısını iki bölüm olarak göndereceğiz. Aşağıdaki 1. bölümdür, 2. yakında gelecek. Tadını çıkartın!

En iyi dilekler,
Sahaj e-dergi editörleri
 

Shri Mataji'nin Amerika Ziyareti'nin Raporları
Berkeley, 5 Haziran
Yazan, H. Z., Seattle, USA

Berkeley programı inanılmazdı, kesinlikle inanılmaz. Geçtiğimiz Pazartesi sabahı 5 Haziran'da Shri Mataji Berkeley California'da, Julia Morgan Center'da bir program yaptı. Salonun 400'e yakın sandalyesi doluydu.

Berkeley ve Oakland valileri Shri Mataji'nin bölgeye gelişinden dolayı çok saygılı ve hoş karşılama bildirileri gönderdiler. Berkeley valisi programa katılmayı çok arzu etmiş, ancak değişken ve düşmanca bir protesto gösterisi nedeniyle katılamamıştı. Vali'nin ofisindeki yardımcısı, protestocular Shri Mataji'nin programına gelirlerse daha etkili olur, dedi. Küçük bir sanat tiyatrosu olan salonun havası, toplantı başlarken değişti. Birkaç yogi şarkılar sundular. Yogi Mahajan net ve güçlü bir sunuş yaptı. Shri Mataji gelirken, izleyicileri sıcak bir neşe ve büyük bir saygı duygusu aldı. Shri Mataji konuşurken izleyicilerin dikkatini çok güçlü hissettik çünkü insanlar her bir kelimenin üzerinde duruyorlardı. Shri Mataji çok güçlüydü, sevgi doluydu ve doğrudan �Berkeley�e hitap ediyordu.

Shri Mataji birkaç kez Berkeley'de arayışın ne kadar güçlü olduğunu vurguladı. Berkeley arayışıyla meşhurdur, olay burada başladı, ve heryerden insanlar aramak için Berkeley'e geldi. Dedi ki, ne gördüğünüzü bilmelisiniz ve onu bulduğunuzda tanımalısınız. Öyleyse şimdi, arayışınıza son verin ve kendinizi sağlam bir şekilde yerleştirin. Dedi ki, siz hepiniz azizler olabilirsiniz. Önceki bütün arayışınızı unutmalısınız, ve şimdi bu meditasyondan zevk alın, sevin ve neşelenin.

Program, ifade edemeyeceğim türden bir sevgiyle doluyudu, ve çok uzun ve detaylıydı. Sonra Shri Mataji izleyicilere �Bana soru sormak ister misiniz?� dedi. İlkin bir adam, bunun politikayla bir ilgisi var mı? Diye sordu. Shri Mataji �Herşeyiyle� diye cevapladı. Sonra, aydınlanmanın nasıl politikacılarda iyilikseverliği, koruyuculuğu ve gerçeği yarattığını anlatmaya başladı. İzleyiciler, politikada gerçek olabilme olasılığına memnun olup şaşırdılar ve güldüler.

İkinci soruda ise, bir kadın kalktı ve Sahaja Yoga web sitesinde Shri Mataji'nin resmini ilk görüşündeki deneyimini paylaştı. Dedi ki, �Bir kelime bile okumadan önce, Sizin Tanrısal Anne olduğunuzu biliyordum.� Meditasyon yapmış olduğunu ve kendisine Shri Mataji'ye bir şiir yazmak için ilham geldiğini söyledi ve şişirini okumak için izin istedi. Shri Mataji kabul etti. Kadın sahneye geldi ve çok güzel bir şekilde bir adanmışlık şiiri okudu.

Sonra bir adam ayağa kalktı ve Shri Mataji'ye verdiği büyük kutsamalardan dolayı teşekkür etti. Vancouver'da 10 yıl kadar önce bir toplantıya katılmış olduğunu, o günden beri meditasyon yaptığını, ancak meditasyon yapa diğer kişilerle bir araya gelmeye fırsatı olmadığını söyledi. Çiçek sundu. Sorular devam etti.

Bu konuşmanın gücünü ve sevgisini, inceliklerini yeniden yakalayıp aktarmam olanaksız, ama kasetini dinleyin ve herkesle paylaşın. Shri Mataji istemeyen varsa, biraz rahatsızlığa neden olduğu için lütfen salondan çıksınlar, dedikten sonra aydınlanma verdi. Aydınlanmadan sonra Shri Mataji serin esinti hisseden herkesin ellerini kaldırmasını istedi. Birkaç kişi hariç herkes ellerini kaldırdı. Shri Mataji herkese, �Bunu yapabilirsiniz, bu güçle bu dünyayı çok gizel bir yere dönüştürebilirsiniz.� Dedi. Bu kelimeler doğrudan kalplerimize geldi.

Sonra, yogilerden birkaç şarkı istedi. O kadar neşeli bir akşamdı ki. Yanımda oturan genç adam sonunda biraz şaşkın ama memnundu. �Takipeden toplantılara geleceğim� dedi.

NIH Tıp Konferansı, 19 Haziran

Washington DC'deki National Institutes of Health (Milli Sağlık Enstitüleri) 19 Haziran'da 550 tıp doktorunun katıldığı Sahaja Yoga ve Sağlık konulu bir konferansa sahne oldu. Shri Mataji hayran bir izleyici kitlesine �tıbbın sırrı� hakkında konuştu. Dedi ki, modern tıp sol ve sağ enerji kanalına tekabül eden sol ve sağ sempatik sinir sistemine hitap ediyor. Oysa Sahaja Yoga ilk kez parasempatik sinir sistemiyle (Kundalini enerjisinin harekete geçtiği orta enerji kanalı) ilgili olarak meta-tıp için yolu açmakta. Bu gerçekleşme Sahaja Yoga'da ispatlanmıştır.

Shri Mataji çakralardan ve onların fiziksel ve zihinsel hastalıklarla ilişkilerinden bahsetti, özellikle de pek çok hastalıktan sorumlu olan ikinci (Swadisthan) çakradan. Swadisthan çakranın sübtil elementi ateştir, ve Shri Mataji beden üzerinde ateşin etkisi, ve hücre düzeyinde ısıyla etkilenen süreçler ile bunların nasıl bazı düzensizliklere yol açabileceği hakkında konuştu. Öfkenin kökündeki neden, en çok ısı üretebilecek element olan fosforu içeren DNA'da bulunabilir.İnsanın iç dinamiklerinden ötürü, küçücük fosfor tanesi yanabilir ve öfkeyi tetikleyen de budur. Bundan kaçınmak için kuru olmaktan kaçınıp, neşeli bir insan olmalıyız.

Shri Mataji, gerçekten tedavisi zor olan iki hastalık var, bunlar AIDS ve Alzheimer hastalığı, ağırlıkla hastanın negatif /saldırgan davranışı nedeniyle onların Aydınlanmalarını kabul edip almaları zor oluyor. Alzheimer hastalığının, aynı zamanda Swadisthan'dan başlayıp önce karaciğere, sonra da göğsün sağ tarafına (astım'a neden olur) yükselen, muhtemelen sol tarafa da geçen (bu ise kalp hastalıklarına neden olur), ve sonuçta başa kadar yükselen aşırı ısıdan da olacağını açıkladı. (bizim notumuz: astım ve allerjiler kalp çakrasının sağ tarafına vibrasyon (Kundalini'nin enerjisi) vererek iyileştirilebilir.

Aydınlanma'dan sonra Kundalini'nin yaydığı, avuçlarımızda ve başımızın üstünde hissedebileceğiniz serin esinti bu ısıyı nötralize eder ve iç �serinliği�, dengeyi ve bütünlüğü yeniden kazandırır.
 

Bütün Dünyadaki Sahaja Yoga Programları
Melbourne, Avustralya, 3 Mayıs

Yazan, J.L., Avustralya

Melbourne kent Binasının Akşam Yemeği Odası 200 kişinin katıldığı bir Sahaja Yoga public programına sahne oldu. Diğer çok çeşitli ve güzel fotoğrafın yanısıra, kişisel kolleksiyonlardan alınmış ve 80'li yılların başlarına ait Shri Mataji'nin seçme fotoğraflarından oluşan bir sergiyle ve Shri Mataji'ye yorulmak bilmez çalışmalarından dolayı teşekkür eden pek çok meşhur ve mevki sahibi kimsenin şükran mektuplarını karşımızda bulduk.

Bhajanlar (ruhani şarkılar) koridorları dolduruyor, tavandan yankılanıyor ve salonu adanmış müziğin saf vibrasyonlarıyla dolduruyordu. Bhajan Grubunu yöneten Colin Berry'nin başlangıçtaki selamlamasından sonra Dr.Gloria Davies küresel ve yerel boyutta Sahaja Yoga hakkında bilgilendiren, hayal gücünü harekete geçiren oldukça etkili ve güzel bir perspektif sundu. Yaşantılarımızdan birkaç paralel saydıktan sonra şartlanma ortaya çıkmış olan koşullardan bir kurtuluş sunduğunda izleyicilerin son derece hoşuna gitmişti. Sonra konuşma sırası Melbourne Sahaja Yoga koordinatörü'ne gelmişti. Açıklığı, Sahaja Yoga hakkındaki yakın bilgisi, ve katılım için açık ve davetkar oluşu hem yenilere, hem de eskilere rahatlık ve memnuniyet verdi.

Avustralya public programından Shri Mataji'nin bir kasetinin izlenmesinin ardından Aydınlanma verildi. Başlarının üzerinde serin esintiyi hissettikten sonra bir kişi hariç herkes ellerini kaldırdı.

Kişisel olarak diyebilirim ki, üç buçuk yaşındaki oğlumuz kucağımda Aydınlanma sırasında olağanüstü sessiz kaldı ve Shri Mataji'nin talimatlarını izledi, yalnızca arada bana bakarak doğru yaptığının teyidini aldı. Meditasyonun sonunda başının üstünde serin hissedip hissetmediğini sordum, başını sallayarak evet işareti yaptı. Ellerinden gelen birşey hissedip hissetmediğini sordum. Gözlerinin içi gülerek bana baktı ve, �Baba, ellerimden çiçekler çıkıyor� dedi. Oh, bu nasıl mutluluktur!

Dublin İrlanda, 12 Mayıs
Yazan, A.W., UK

Geceyarısını geçti ve biz hala Dunlaoghire'deki Royal Marine Hotel'de 350 yeni kişinin aydınlanma aldığı Sahaja Yoga programının canlılığını üzerimizde hissediyoruz. 7:30'da başlayacak program için insanlar 4:00 pm kadar erken gelmeye başlamış, ve yer ayırtabilirler mi diye sormuşlardı. Bazılar çok uzun yollardan gelmişlerdi, Cork'tan, Galway'den, Strabane'den ve Sligo'dan, İrlandanın fiziksel manada en uç noktalarından. 180 sandalyenin yeterli gelmeyeceği açıklık kazandı. Programın başlamasına 15 dakika kala 20 sandalye daha getirdik, oda önde yerde, koridorlarda ve odanın dışında merdivenlere kadar uzanan oturan insanlarla dolup taşmıştı.

Konuşmayı Paddy yaptı. Oda dayanılmaz sıcaktı, odanın kalabalık olmasıyla, negativitenin yoğun olmasının bir birleşimiydi yani. Paddy sonradan, ayağa kalktığında kendisini o sıcaklığa karşı nasıl korumak sorunda kaldığını açıkladı. Yalnızca dakikalar sonra oda artık serindi, ve deneyimli yogiler akan serin esintinin gücüne hayret ediyorlardı. Bunu izleyiciler de hissetti ve odaya büyük bir huzur hakim oldu. Ardından çoğu kişi aydınlanmalarını aldıklarını söyleyebildiler.

Toplantı bittikten sonra,
Shri Mataji'nin kocaman bir fotoğrafıyla yarım sayfa bir makale yayımlamış olan Sunday Independent gazetesinin editör yardımcısı gazetesinin çekim gücü hakkında ne düşündüğümüzü sordu. (gerçekten de neredeyse konuştuğumuz herkes bu makaleyi okumuştu.) Sonra odada göz gezdirerek, bu kadar çok kişiye böyle bir neşe verdiği için memnun olduğunu söyledi. Ayrıca çok sayıda meşhur isimlerin olduğunu, ancak gazetecilik ahlakı nedeniyle bu isimleri gizli tuttuğunu söyledi.

Daha sonra, bir Thai resturanında yemek yedik. Yan masadan bir kadın bizi tanıdı ve sohbet etmeye başladı. Çok ilgiliydi ve programdan çok zevk almıştı. Büyük İrlanda folk orkestrası Clannad'den birisinin de salonda olduğunu söyledi. Büyük bir Amerikan şirketinin Avrupa kolunda Yönetici olan kocası başının üstünden muazzam ısı çıtığını hissetmiş, karısıysa serin esinti hissetmiş. Benimle Sahaja Yoga'nın iş ortamında nasıl kullanılabileceği konusunda konuşmaya istekliydi, ancak olayla ilgili tereddütleri vardı çünkü bu tarz faaliyetlerin hippiler için uygun olduğunu, kendisi gibi ciddi işadamları için uygun olmadığını düşünüyordu. Yalnızca karısına eşilk etmek için geldiğini, ama deneyimden sonra hissettiği huzurdan dolayı kendisinin de ilgisinin uyandığını söyledi. İşyerinde Sahaja Yoga'nın stresi önleyen rolü hakkında söylediklerimiz oldukça ilgisini çekti ve o ana dek bilmediği geniş ve farklı olanakları farkettiğini söyledi. Karısı, birlikte sabah ve akşam 5-10 dakika birlikte meditasyon yapmayı deneyebileceklerini önermeyi de ihmal etmedi.

Gerçekten, Shri Mataji oradaymış gibi bir histi ve hepimiz de, orada olduğumuz için kendimizi kutsanmış hissettik.


SAHAJ E-ZINE

Cilt 1, Sayı 4 -  Temmuz 2000

Telif hakkı Uluslararası Sahaja Yoga, http://www.sahajayoga.org. Abone olmak veya abonelikten çıkmak için, lütfen http://www.sahajayoga.org/newsletter yi ziyaret ediniz. İçeriğini yolladığınız sürece, bu gazeteyi başkalarına gönderebilirsiniz.
 

Sevgili Herkes,

Söz verdiğimiz gibi, Temmuz ayı sayısının bu ikinci kısmında sizlere, Shri Mataji'nin sözlerinin bulunduğu �GEL ANNE ÇAĞIRIYOR� isimli broşürün tamamını veriyoruz. Tüm broşür meditasyonel bir konumda zevkini çıkaracağınız bir akıştır.

Neşe dolu bir okuma ve ruhani arzularımızın gerçekleşmesi için en iyi dileklerimizi sunarız.
 

GEL ANNE ÇAĞIRIYOR

Sahaja Yoga'nın ana mesajı �Gel, dünyayı sevgi, şefkat ve Aydınlanma ile değiştirelim'dir.

İsa, Muhammed ve diğerleri Brahma Chaitanya olan BÜTÜN'ün birer parçalarıdırlar.

Başkalarını yargıladığınız zaman, Tanrı tarafından yargılanacağınızı bilmelisiniz. Başkalarına yargılarken, Tanrı'da sizi yargılar. Nereye kadar olacağına karar verecek olan Onun yargısıdır.

Sahaja Yoga tüm dinlerin özünü birleştirir.

Doğuştan, içimizde, sizi aydınlatmak isteyen, size huzur, mutluluk ve varlığınızın neşesini vermek isteyen Ruhunuz bulunmaktadır.

Vibrasyonlar, merkezi sinir sistemimizde hissedebileceğimiz, içimizdeki heryerde olan gücün atmasıdır. Ruh atmaz. Atma heryerde olan güçde mevcuttur. Ama ancak Ruh aracılığı ile bağlantıya geçtiğimiz zaman akış başlar. Ve ancak o zaman merkezi sinir sistemimizde atmayı hissedebiliriz ve bu Kutsal Ruh'un atması Vibrasyonlardır.

Sevgi, istenen tüm bilgiyi, güzel kokuyu ve eğitmeyi verir. Bunun yolu sevgiden konuşmak değil ama gerçekten sevmektir. Bu en çok neşe veren şeydir.

Siz kendinizsiniz ve kendinizi Kendi'niz olarak, Ruh'unuz olarak görmelisiniz. Ve Ruh Evrensel bir Varlıktır, masumiyettir, içinizdeki bakiredir. Bu beden bir saraydır ve Tanrı'nın evidir. Onun içinde Tanrı sonsuz alevi saklar.

Ağacın özsuyu yükselir, herbir bölüme gider ve geri gelir. Bağımlı değildir. Çok daha güzel diye bir bölüme veya bir çiçeğe bağımlı ise o zaman ağaç ölür ve çiçek de ölür. Aynı şekilde, karıştırılmış veya bağımlı sevgi de ölür.

Bunu başkalarına vermekte öyle çok tatminkarlık vardır ki. Herşey vermek için yaratılmıştır. Evimizde neyi dekore ediyorsak bu misafirlerimize rahatlık vermek içindir.

Ruhaniyet fikri sevgidir. Ruhaniyet bir fasülye sapı gibi kuru değildir. Eğer sabun temizleyemiyorsa ne faydası kalır? Eğer herkes böyle kuru ruhaniyetli birinin yanına gelmekten korkuyorsa, o kişinin ne yararı kalır?

Elinizdeki en yüce dost sizi gözeten ve sizin için herşeyi yapan Tanrısal Güç'tür.

Hem tetikte hem de gevşemiş olabilirsiniz çünkü sizler Sahaja Yogilersiniz. Aklın ulu gönüllülüğü çok hoştur ve başkalarını kendine çeker. Bu ulu gönüllülük insanoğlunun içinde yatar ve Kundalini tarafından uyandırılır.

Tüm uluslara ve dört bir yandaki insanlara yüce mesajı anlatın � �Diriliş� zamanı �şimdi burada, bu zamanda�, ve siz hepiniz bunu yapma kapasitesine sahipsiniz.

Kendinize karşı sabırlı olmayı ve kendinize kızmamayı, kendinizi alçaltmamayı ve  başkalarına saldırmamayı öğrenmelisiniz. Bunun esası, dürüst olmaktır. Ve dürüstlüğün esası masumiyettir. İçtenliğin esası masumiyettir. Güzelliğin ve zaferin esası masumiyettir. Ve masumiyet size mutlak bağımsızlığı verir. Kendinizi tanımak en yüce bencilliktir. Eğer kendinizi tanımazsanız, tüm bencillik lüzumsuzdur.

Elinizdeki en büyük servet Annenizdir. Sadece bir tek saf arzu vardır ve o da Tanrı ile bir olmaktır. Tanrı kainatı, bu dünyayı ve siz insanları sadece bu şefkatten, Kendi şefkatinden yarattı.

Ne kadar masum olursanız, o kadar mutlu olacaksınız.

Tam bir bağlılık daha çok büyüyebilmeniz için tek yoldur.

Tanrısallık bir moda değildir. Yaşam biçimidir. Varlığınızın ihtiyacıdır. Sizin O olmanız gerekmektedir.

Hakikati aramaya çalıştığınız zaman, Hakikat olmalısınız.

Sahaja Yoga son derece basittir, Şafkattir, Affetmedir, Sevgidir ama herşeyden daha yücesi, Tanrı'ya hizmettir.

Yöneten Tanrı'dır, yapan O'dur, Herşeyi yaratmış olan O'dur ve herşeyden zevk alan O'dur.

Sahaja Yoga'da, fazladan parlak, fazladan özverili, fazladan dinamik ve fazladan şefkatli insanlar olmalıyız.

Atma, Paramatma'nın kalbimizdeki yansımasıdır. Bu yansıma Güneşin su üstündeki hali gibidir. Güneşin yansıması suyun üzerinde olmasına rağmen, o uzakta, gökyüzündedir, suyun üzerinde değil. Aynı şekilde, Atma göründüğünden çok daha fazla birşeydir, herşeyin ötesindedir ve onunla sınırlı değildir.

Sahaja Yoga içinizde çaba sarfetmeksizin çalışır.

Aydınlanmada, Akıl, Beden ve Zihin birleşir.

Bilgelik �Ruh'unuzu bilmekte yatar.

Tanrı'nın yaratıcı gücünün yansımasını ve mutluluğunuz için yaymak istediği neşeyi sanatta görürsünüz, güzel olan herşeyde görürsünüz. Tanrı bağışlamadır, Tanrı sevgidir.

Atma (Ruh) bu kalbin içinde yaşar ve Sahaja Yoga'dan sonra onun ışığı içimizde yedi kata yayılır.

Sizi yaratan güçle bağlantıya girmediğiniz sürece yaşamınızın anlamını bilemezsiniz.

Kendiniz için endişe edin ve başkalarındaki iyi tarafları görün.

Sada Shiva ve Adi Shakti'nin içimizdeki temsilcileri Atma ve Kundalini'dir.

Heryerde olan Tanrısallıkla bağlantıya geçtiğiniz Meditasyon, Sahaja Yoga'nın başlama noktasıdır.

Sevgi büyüyeceği için Yaratıcılığınız gelişecektir. Saraswati'nin yaratıcılığının temeli sevgidir. (Saraswati Sanat ve Öğrenmenin Tanrıçasıdır)

Bilgiyi aramaya çalıştığınız zaman, Bilgi olmalısınız.

Sevginin ışığı öyle tatlı, öyle güzel, öyle hayranlık verici, öyle çoktur ki. Saf sevgi, saf akrabalık ve saf anlayış olan o ışığı içinizde hissedebilirsiniz.

Kundalini bizim Annemizdir, bizler onun tek çocuğuyuz ve tüm hayatlarımız boyunca o bizimle beraberdi ve sadece harekete geçme anını bekliyordu.

Elinizdeki en büyük servet Annenizdir.

Kundalini Shakti aynamızı yaratır, onu geliştirir ve temizler. Yavaş yavaş ona Atma'yı bir yansıması olarak alma niteliğini kazandırır.

Sizi bir insan yapmış olan Tanrı'nın İlahi sevgisi ve lütfudur ve Sizi Sahaj Yoga'da üstün bir insan yapacak olan da Onun lütfudur.

Sahaja Yoga'da kişiliğinize ulaşırken, başkalarının zaferini de farkedersiniz.

Bazıları zengindir, bazıları fakir, bunlar geçici şeylerdir. İçinizdeki kalbe bakın ve oradaki sevgiden neşe duyun. O sevgiyle gelişir ve bir kere daha yüceliğe yükselirsiniz.

Potansiyelimizi, güzelliğimizi bilmiyoruz ama ana hat ile bağlantımız bir kez kuruldu mu, sonuçlarından ve dinamizmden şaşkına döneceksiniz. Başkalarının etkilerini sevgimizle içimize çekebiliriz ve onları temizleyebiliriz. Bu sevginin gücüdür. Şimdiye değin, Sevginin gücünü hiç kullanmadık.

Size verdiğim birleşmeden ayrı olarak, saflık Sahaja Yoga'da ulaşmanız gereken �ana� şeydir. Ama bu birleşmeyi saflık için kullanmazsanız, hiçbir fayda etmez. Kundalini'nizi aklınızla beraber attıramazsınız. Tanrı, eğer yapması gereken birşey varsa, bu İnsanoğlunun yapamayacağı, olağanüstü birşey olmalı. Kundalini'yi attırmak sadece tanrı için mümkündür. Bu yaşayan bir güçtür.

Ruhani bir kişi sadece masumdur, �sadece� masum. Konuştuğu ve söylediği herşey masumiyetten gelir. O sadece bildiğini söyler ve bildiği en yüce olandır.

Tanrı sonsuzdur. Onun görünüşlerini saymanız gerekmez. Ondan neşe duymak istersiniz. Bilge olan sadece meyveyi yer, yaprakları, kökleri ve dalları saymaz.

Bu son yargıdır. Hatırlayın, Tanrı sizin önünüzde eğilmeyecektir. Onu kendi özgürlüğünüzde meydana getirmelisiniz. Ona ulaşmamışsanız, bu ne Onun ne de Sahaja Yoga'nın suçudur. Temizlenmediğiniz sürece, kutsanmışlığı nasıl başarabilirsiniz? Tanrı tarafından tamamen kutsanmalısınız, Tanrı sevgisi tarafından tamamen giydirilmelisiniz.

Değişim olmadan bir anlamınızın olmadığını anlamak çok önemlidir. Ne olursanız olun, kendinizi o şeyle özdeşleştirmeyin, ama ne olmak istiyorsanız, o olmaya çalışın.

İdeolojiler Ruh'un lotusa benzer ayaklarında birleşirler. Ruh merkezde olan tek şeydir ve çevrenizde, şeylere birbirinden ayrı veya farklı olarak bakarsınız. Ama birşekilde Ruhunuzun bulunduğu konuma yaklaştığınız zaman, herşeyin birleştiğini, herşeyin işbirliği yaptığını ve hiçbir fark olmadığını görerek şaşırırsınız. Diyelim, Mohammed'de, Dattatreya'da, Raja Janaka'da veya Shirdi Sai nath'da. Eğer Ruhunuzu elde edebilirseniz, onların prensiplerinde hiçbir fark yoktur.

Ayışığının ay ile özdeşleşmesi gibi, günışığının, güneş ile özdeşleşmesi gibi, bırakın o özdeşleşme o birlik, o birleşme olsun, böylece Tanrı sevgisinin ışığı olursunuz, insanlar Tanrı'yı sizin derinliğinizde ve meyvelerinizde tanırlar.

 �Kendi'nin anlamını anlayabilene kadar, fiziksel beden kusurlu kalacaktır ve gerçeği doğrulamada yeretsiz olacaktır. Ama fiziksel enstrüman gerçek ile bağlantıya girdi mi, gerçeği doğrulayabilirsiniz.

Eğer bir yaşam süresince Aydınlanmayı elde edebilirseniz ve alışkanlıklarınız kaybetmeye başlama noktasına ulaşırsanız, sizin için KONUM denen şeyi kazanmak mümkün olacaktır. Yerleşmiş bir Sahaja Yogi Tanrı ile tamamen bir olmuş ve Onu kazanmış olandır.

İfade edilmeyi bekleyen pek çok kutsama sizi bekliyor. Sadece çabalarınızı adanmışlık ve bağlılık üzerine yoğunlaştırmalısınız.

Meditasyon, herşeyi seven Bhagawati'nin (Bhagawati Ölümsüz Anne'dir) değişmez birliğinde kalma konumundan başka birşey değildir.

Ruh ile bir olduğunuz zaman, tüm sorunlarınız çözülür. Aydınlanmış bir kişi asla birinci kişi olarak konuşmaz. Arzularını, maddi fikirlerini bir kenara bırakarak kendini kendinden ayırır.

Sahaja Yoga diğer yogalardan farklıdır çünkü uzaktaki bir amacın erişilmez hayali olmak yerine aydınlanma ile başlar.

Eğer bir �Guru� olmanız gerekiyorsa, Sahaja Yoga'nın ustası olmalısınız, sadece konuşmada değil hareketlerinizle ve herşeyinizle.

Kendinizi saklayabileceğiniz tek yer Tanrı'nın sevgisidir; orada Onun mutlak korumasının büyük dinlendirici ve mutluluk verici duygusunu gerçekten elde edersiniz.

Annenizin sahip olduğu gibi bir kalbe sahip olmalısınız. Sevgi ile, şefkat ile, neşe, mutluluk ve verme ile çarpan.

�Dharma� olmadan yükselemezsiniz. Ve varlığınızı temizliği ne kadar �Dharma'yı dini olarak izlediğinize göre değişir. (Dharma ahlakın ve doğru davranışın içsel kuralıdır).

Mutlak olgunluğunuza erişmek ve Tanrı'nın sizin aracılığınız ile yapmayı istediği eksiksiz taslağı yapıp bitirmeye muktedir olmak için tek yol meditasyondur.

Tüm dinlerin özü ezeli ve ebediyeti bulmaktır.

Sahaja Yoga'da, basit bir şeyi anlamanız gerekir, sizler Ruh'sunuz ve Ruh olmayan ne varsa siz o değilsiniz.

Konuştuğumuz Tanrı'nın kültürüdür. Başkalarına verdiğiniz, zevk aldığınız, verdiğiniz, başkaları için yaptığınız, başkalarını beklenti olmaksızın önemsediğiniz Onun Krallığı'nın kültürüdür.

Hepinizin bir şekilde aydınlanmanızı aldığınızı görmeliyim. Bu tıpkı çocuğuna banyo yaptıran ve onu temizleyen Anne'nin arzusu gibidir.

Sahaja Yoga'nın amacı temelde, Ruhani Kendi (ki o özbendir) olmak ve onu deneyimlemektir.

Tanrı Shakti'si ile birlikte insanı yarattı ve insan Onu tanımalı ve Onu Kundalini'nin Uyanışı ile farketmelidir. �Çiçeklenme zamanı� geldi ve pek çok eski arayan bugün aydınlanmasını alıyor.

H.H. Shri Mataji Nirmala Devi


SAHAJ E-ZINE

Cilt 1, Sayı 5 -  Ekim 2000

Telif hakkı Uluslararası Sahaja Yoga, http://www.sahajayoga.org. Abone olmak veya abonelikten çıkmak için, lütfen http://www.sahajayoga.org/newsletter yi ziyaret ediniz. İçeriğini yolladığınız sürece, bu gazeteyi başkalarına gönderebilirsiniz.
 

İçindekiler


Alıntılar

Güzel bir koku diğerinden daha çok mu hoşa gider?
Bu tadı mı tercih edersiniz, yoksa o duyguyu mu?
Uygulamanız kutsal mı ve işiniz kutsal olana saygısız mı?
O zaman aklınız bölünmüştür: kendinden, birlikten, Tao'dan.
Aklınızı bölünmelerden ve ayırımlardan bağımsız kılın.
Aklınız bağımız, sade, sessiz olduğu zaman
Herşey uyum içinde varolabilir,
Ve sen, hassas gerçeği kavramaya başlayabilirsin.

Lao Tse
İçteki Sessizlik

�Çok konforlu görünüyor
sanki biz her zaman dünyadaydık
ve herkes tamamen tatmin olacakmış gibi.�

Shri Mataji'nin 26 Eylül'de Royal Albert Hall'da gerçekleştirdiği program ve onu takiben iki eğitim toplantısı ile ilgili Londra'dan ilk haberler olağanüstüydü.

Eğitim programlarında �sanki onun salonunda samimi bir şekilde oturup tartışıyorduk� diye yazıyor bir Sahaja Yogini. �Çok büyük bir konfor hissediliyordu, sanki biz herzaman dünyadaydık ve herbirimiz tamamen tatmin olacaktık.�

�Dost canlısı bir dokunmayla, Shri Mataji İngiltere'de Sahaja Yoga'nın başladığı günlerden ve İngiliz olmaktan konuştu. İngiliz havasıyla ilgili espri yaptı ama aynı zamanda şafkati ve içtenliğiyle onu izleyenleri, kahkaha dolu bir akşamda rahatlattı. Öylesine �anlık�tı ki, konuşmanın ne yöne gittiğini kestiremiyordun. Sadece korku ve merakla karışık herşeyin ilahi yönetilişine bakıyor ve merak ediyordun.�

Shri Mataji bir ırmak gibi akan soruları aldı. Bir kişi, Shri Mataji'nin onların çiçekler gibi olduğunu söylediği melekler hakkında sordu. Çok güzeller ama görünmezler. Bazen bir insan şeklinde sana yardım etmek için çalışırlar ve bazen de pek çok başka şekilde.

Shri Mataji arayış içinde olanları şöyle diyerek meditasyona davet etti, �Tanrı'yı deneyimleyelim.� Shri Mataji salonu terkettiğinde, kalplerimizde hala durmamış olan bir müziğin sesi gibiydi.

Hafta başı, Londra'nın tarihi Royal Albert Hall'ındaki ilk programda, Shri Mataji arayış içinde olanlardan ve Yogilerden ellerini ona doğru uzatmalarını ve izah ettiği gibi, yaptıkları veya yapmadıkları ne varsa yokolduğu için, kendilerini suçlu hissetmemelerini istedi. �Bu isteği söylerken çok muhteşemdi, hayal etmesi neredeyse imkansız. Belki, sadece yogilere özgü güçlerimizle o sırada açığa çıkan yumuşaklığı, güzelliği ve tatlılığı  ve bizim için, bunu gerçekten yapmamızla ilgili kaygıyı anlayabiliriz.� Shri Mataji sonra başını öne eğdi ve ellerini  yukarıya kaldırdı ve kısa ama son derece derin bir meditasyon oldu. �İçteki Sessizlik� kelimelerini anımsıyorum. İnanılmazdı.
 

Masumiyet size yol gösterecek

Masumiyetin prensini bizin birinci çakramızda (Mooladhara) yer alır ve Sanskritçe'de Shri Ganesha diye adlandırılır. Hint geleneklerinde Shri Ganesha, egosuz ve şartlanmasızlığı simgeleyen ama mutlak bir çocuksu masumiyete ve saflığa sahip, fil başlı bir çocuk olarak anlatılır. Bu ölümsüz çocuk prensibi her zaman içimizdedir ve sönükleştirilemez veya yok edilemez. Sadece, biz ahlaksız davranışlar, saf olmayan arzular veya kurnazlıkla ona karşı gelmiş oluruz, o uyumaya gider veya bulutlanır diyebiliriz. O daima yeniden uyandırılabilir ve bu olay biz Aydınlanmamızı aldığımız zaman gerçekleşir � bazı insanlar içsel neşelerinin, sadeliklerinin, doğallıklarının, masumiyetinin ve saflığın kuvvetle parladığı gözlere sahip olurlar. Bu içimizde uyanan ve güzel kokusunu yayan Shri Ganesha'nın prensibidir. Meditasyon konumunda olduğu gibi, düşüncesiz olduğumuzda, saf bilinçlilik konumumuza hiçbir kötü düşüncenin giremeyecek kadar masum oluruz. Masumiyette, kendimizi tamamen güvende, neşeli hissederiz ve doğuştan içimizde olan hakikatin üstünde otururuz. Ruhani yükselişimizde, elde etmemiz gereken ve yaşamdaki pek çok beladan bizi kurtarabilecek en önemli nitelik budur.

Shri Mataji'nin sözleriyle:

�Masumiyet neşe verir. Masumiyet insanlara neşe verir. Masumca söylenen herşey, masumca yapılan herşey son derece neşe vericidir�

Sahaja Yogiler herhangi bir yere gittikleri, herhangi birşey yapmaya çalıştıkları, herhangi biriyle karşılaştıkları, herhangi bir sosyal aktiviteye veya başka birşey, katıldıkları zaman insanlar içinizde olan neşeyi hissetmeliler. Sadece bu neşe için Adi Shakti (sonsuz güç) Shri Ganesha'yı yarattı. Çünkü içinizdeki o neşe, kimseye zarar vermeyen, hiçbir şey beklemeyen, hiçbir şey sormayan, hiçbir şey istemeyen ama heryere sadece neşe yaymak isteyen içinizdeki masum neşe, işte böyle bir kişiliğe sahip olmalısınız. Güzel elbiseler giymekte, güzel yemekler yemekte, sohbetler etmekte yanlış hiçbirşey yoktur ama, tüm bunların içinde, masumiyete saygı, masumiyetin ifadesi olmalıdır.

Bu masumiyetle, sorunlaru çözebiliriz. Dünyanın tüm sorunları çözülebilir. İşte bu yüzden Shri Ganesha çok önemlidir. Shri Ganesha'yı doğru şekilde anlamazsanız, ve eğer sizin Ganesha'nın tehlike içindeyse, başınıza neler gelebilir bilmiyorum�

Günümüzde masumiyetinizi konumak çok önemlidir, Shri Ganesha sizin ve diğer insanların içinizde uyanmalı.Bu dünyayı kurtaracak olan budur. Hiçbir şey değil ama sizin elde ettiğiniz masumiyet dünyayı kurtaracaktır. Ne bilirseniz bilin, ne söylerseniz söyleyin, ne yazarsanız yazın, lütfen içinizdeki masumiyete zarar vermediğinizi görün. İhtiyaç olunan şey masumiyetinizdir. Masumiyetin kendisi size ahlaki gücü, ahlaki anlayışı verir. Bunun için kitaplar okumanız gerekmez. Bunun için herhangi bir guruya gitmeniz gerekmez. Masumiyet size yol gösterecektir ve Sahaj'ın ne olduğunu anlatacaktır, işte elde etmeniz gereken budur.

Hepiniz Aydınlanmanızı aldınız. Bunun bu kadar çok kişinin başına gelmiş olması büyük bir şeydir. Ve ben daima sizden içinizdeki Ganesha'ya ibadet etmenizi istiyorum. Shri Ganesha sizin masumiyetinizdir. İçinizdeki Ruh'tur. Ruhunuzu bilmek istediğiniz zaman, bütünleştiğiniz şey Shri Ganesha'dır. O sizin içinizdedir ve Shri Ganesha'nın gücü ile tamamen aydınlanmak hepiniz için kesinlikle mümkündür.

Shri Mataji Nirmala Devi, Eylül 2000

SAHAJ E-ZINE

Cilt 2, Sayı 1 -  Nisan 2001

Telif hakkı Uluslararası Sahaja Yoga, http://www.sahajayoga.org. Abone olmak veya abonelikten çıkmak için, lütfen http://www.sahajayoga.org/newsletter yi ziyaret ediniz. İçeriğini yolladığınız sürece, bu gazeteyi başkalarına gönderebilirsiniz.
 

İçindekiler

SAKRUM KEMİĞİ HAKKINDA

Daha önceki makalelerimizde aydınlanmanın omurganın en atl kısmındaki sakrum kemiğinde (Mooladhara sacrum) uyur vaziyetteki Kundalini adlı sübtil spiritüel enerjiini uyanışıyla elde edilebildiğini söylemiştik.

Burada sakrum kemiği problemini biraz incelememizde yarar vardır. Anatomik ismi hieron ostoun'dan (Yun. Kutsal kemik) gelmektedir. Bu isim Hipokrat zamanında (İ.Ö. yaklaşık 400 yılı) kullanılmış ve Romalılıar tarafından sacrum olarak (Lat. sacred=kutsal) çevirilmiştir. Halyah (omurlar veya vertebra� İbranice) kelimesinin kökünde Tanrı'nın ismi yani Yah (Yahweh'in kısaltılmışı) vardır. Bu kemiğe neden kutsal kemik dendiği yüzyıllardır gizemini korumuştur. Bazıları bu kemiğin adak törenlerinde kullanıldığını düşünmüş, bazılarıysa (kendi içinde kutsal kabul edilen) cinsel organları koruduğunu öne sürmüştür. Ya da, yeniden doğuşun olabilmesi için bu kemiğin sağlam durumda olması gerektiği söylenmiştir. Eski insanlar, sakrum'un bedendeki ölümden sonra en son çürüyen bölge olduğuna inanmışlardı. (Yahudi halk öyküsünde rastlanmış bir kanıdır). [1]
 Bu fikir, bir Hadiste belirtilmesi nedeniyle Müslümanlarda da vardır. �Ebu Hureyra anlatır: Peygamber dedi ki: �... İnsan bedenindeki herşey eriyip gidecek, çürüyecek, en son kuyruk sokumu kemiğine kadar (Al-ajb, Arab.) ve bu kemikten Allah bütün bedeni yeniden yaratacak.�� [2] Buna göre Yogilerin Kundalini uyanışını yeniden doğuşla eş anlamlı kabul etmelerine şaşırmamamız gerekir.

Etzem (İbr. kemik; öz, Mısır tz� vertebra�) kelimesinin kökünde etz (İbr. ağaç�) vardır. Çünkü onun kökünde� sakrum'un (İbr. Atz) , (yaşam) ağacının tohum hali vardır. [3] Etzem kelimesinin ikili anlamı, bize göre Adem'in dişi prensip, yani Havva hakkında söylediklerini doğru şekilde yorumlamamıza olanak tanır: �Bu sefer benim kemiğimin kemiğidir....; buna Kadın denecektir� (Türeyiş 2:23) Bu cümle, �o dişi olan benim kemiklerimin özüdür� haline gelmiştir (dişi enerji olan Kundalini bu kemiğin kutsal özüdür).

Muladhara'nın, Hint mitolojisinde Tanrı'nın fil başlı oğlu olarak gösterilen Ganesha tarafından kontrol edildiği gösterilmiştir. Gerçekten de, herhangi bir anatomi kitabına bakılacak olursa sakrum kemiği (filin üçgen yüzü), ve iki yanındaki iliac kemikleri (filin kulakları) ve coccyx (kıvrık hortumu) grup olarak bir fil başı görüntüsündedir. Aynı şekilde, kutsal hece AUM'un (ki bu da Ganesha ile bağlantılıdır) grafik işareti de yandan görülen bir fil resmi gibidir: solda kulakları ve sağda hortumu.

Referanslar: [1] Oscar Sugar, Journal of the American Medical Association 257, pp.2061-2063 (1982). [2] Sahih Al-Bukhari, vol.6, Hadis 338. [3] Annick de Souzenelle, Le symbolisme du corps humain, Albin Michel, Paris 1991, ch.XII.

BİR DÖNGÜNÜN ONİKİ ÇAĞI

Büyük kozmik döngülerin, çağların (Sanskr. Yuga�) ve onların bizim gözlemleme alanımızın dışında kalan, çok uzun zamanlar alan evrim aşamalarının aksine, sınırlı deneyimimize daha çok benzeyen daha somut döngülerden bahsedebiliriz. Bu nedenle astronomlar (ilk olarak İ.Ö.182 yılında Hipparcus) devinme olayı adını verdikleri bir fenomen keşfettiler ki bu, dünyanın ekseninin yavaş yavaş dönmesi anlamını taşıyor ve merkezi gezegenimizin ortasında olan çifte bir koniyi belirtmekte. Bu hareket, her yıl güneşin ekinokslara gitgide daha erken gelmesine neden olmakta. Ilım noktalarının devinimi terimi bu nedenle kullanılmakta. Bu fenomen, dünyanın ekseninin ekliptik (güneşin gökyüzünde izlediği görünen yol, yerküresel ekvator çizgisinin altında oluşan 23°27'lik açı) kutupların etrafında neredeyse dairesel şekilde hareket etmesiyle dönence noktalarının batıya doğru kayması olarak farkedilebilir.

Ekliptik ilkbahar ekinoksunun ilerlemesi � ve onun gökyüzü ko-ordinatları 25,200 yıl sürmektedir. İlkbahar noktasından başlayarak astrologlar ekliptiği 12 eşit sektöre bölmüşlerdir. (Burç evleri) Bunlar 30 dereceliktir ve herbiri kendine ait takım yıldızların adını taşımaktadır. Her bir sektörün geçilmesi 2100 yıl (kabaca 2000) almaktadır. Dünya ekseninde kuzey kutbu şu anda Ursa Minor veya Küçükayı takımyıldızına doğru yönlenmiştir (şu anki Polaris). 4000 yıl önce adı Alpha Draconis olan başka bir kutup yıldızına doğru, yönlemişken, 12000 yıl içinde gezegenimiz Vega'ya yönlenecektir.

Kuran'da tanrısal zamanın �ölçüsü elli bin yıl olan bir gün� (70.4) sayılması, herbiri 25,000 yıllık iki döngüye eşit olması anlamına gelir ki bu da çağımız astronomlarının hesapladıkları devinimden yalnızca %0.8 oranında farklı bir rakam vermektedir! Bir döngü Tanrı'nın Yaradılış'ını tezahür ettirdiği bir günlük (gündüz) dönemdir ve diğer döngü Brahman'ın tezahür etmediği, gece dönemidir (deus otiosus).

Eski Pers inancına göre Zurvan akarana (Sonsuzluk) 12,000 yıllık �sınırlı zaman'dan hem önce hem de sonra gelir. [1] Sırasıyla Manu Yasaları [2] ve Mahabharata [3] 12,000 yıllık (dört yuganın toplamı: 4800+3600+2400+1200 yıl) bir mahayuga'yı belirtir. Eşit bir tezahür etmeme dönemi eklersek (Zurvan akarana) 24,000 yıl elde ederiz. Yukarıda gösterildiği gibi, döngünün sonunda bir Bakire (Saflığı, Sanskritçe'de Nirmala'yı temsil eden) mistik havuzun sularına girecek. Zafer Işığı (Kundalini'nin tezahürü) onun bedeninde içkin olacak. O �şeytanların ve insanların tüm kötülüklerine hakim olacak� birini yetiştirecek [4].

Durumu bu perspektiften ele aldığımızda, (karşılık gelen takım yıldızların adıyla anılan herbir çağa) farklı bir aeon'un tezahürüne - yeni bir tanrısal özelliğin yeni Avatar'ın enkarne olmasıyla açıklanmasına  - tekabül edecektir. İ.S. 3ncü yüzyılda yazılmış olan bir Midrash bu dünya tarihinin 2000 yıllık dönemlere bölündüğünü, ve sonuncusunun da Mesih'in dönemi olacağını açıklamıştır. Önceki dönemler bir Yasa dönemi,ve yasasız geçen bir boşluk dönemi olmuştur. Bu hesaplamaya göre, İsa tam 4. binyılın sonunda yaşadı (incil tarihlerine göre hesaplandığında) ki bunu 2000 yıllık Mesih yılları izledi [5].

İlkel Hristiyan Sembolleri adlı kitabında, Kardinal Jean Daniélou �Oniki Havari ve Burçlar� [6] konusuna bütün bir bölümü adamıştır. Burada Hippolytus'tan alıntı yapar. Bize göre, astrolojik burçların bağlantılarına ve herbirine hakim olan tanrısal yasalara yeni bir ışık tutabilir.

Eliade Budizm'in ve Jainizm'in döngüsel zamanı oniki parmaklı bir tekerleğe benzettiğini [7] ve bunun eski Veda'ların yazılarında ki benzetmeye aynı olduğunu söyler. Bizse, zaman tekerleğini oluşturan oniki sektörün devinme sırasındaki oniki burç evine bölünen veya 12 takım yıldıza karşılık gelen göksel daire üzerindeki bütün zaman döngüsünü tarif ettiğini düşünüyoruz. Roma'lılara göre, döngü süresi Romulus'un gördüğü oniki kartaldan dolayı oniki sayısıyla bağlantılıydı [9].

Muhammed'in zamanında Arap geleneğine göre hayaletlerin burçlara yükselmesine izin vardı ve cennetin sırlarını dinleyebiliyorlar, sonra da bunları ölümlülere anlatıyorlardı. Muhammed'den itibaren hayaletler burçlara yaklaşmaya kalkıştıkları an kızgın ateşle kovulmaya başladılar; Kuran'ı inceleyip okuyanlar bunların basit meteorlar veya kayan yıldızlar olduğunu düşündüler. Kuran'daki metin �Bir alevin kovaladığı ...her lanetlenmiş Şeytan... � (15.18) dan bahseder. Ve hadis Ebu Katada'nın Allah'ın sözünden bahsettiğini anlatır (�Biz aşağıdaki cennetleri lambalarla donattık, ve Şeytan taşlayacak şeyler yarattık�; 67.5) ve dedi ki: �Bu yıldızların yaratılmasının üç nedeni vardır, i.e. (alçak) gökyüzünü süslemek için, şetyanları vurmak için mermiler olarak, ve gezginlere kılavuzluk etmek için. [10] Yine de biz �yıldızlar'ın ya da yanan ateşlerin negatif eğilimleri yoketmek için tanrının gücünün tezahür etmiş hali olduğunu düşünüyoruz.

Albertus Magnus, Thomas Aquinas, Roger Bacon, Dante Alighieri [11] ve diğer pek çokları göksel cisimlerin kozmik döngüleri etkilediğini düşünüyordu.

Şimdi kısa bir inceleme yapalım.
Kozmik çağların oranına göre (4:3:2:1), tam bir döngü oniki burç evinin dönülmesiyle sırasıyla Krita-Treta-Dvapara-Kali Yuga'lara karşılık 4.8-3.6-2.4-1.2 çağ olması gerekir. Beklenmiş olduğu gibi, insan varoluşunun en ücra dönemlerinin yalnızca silik ve yarım yankıları kalmıştır. Dolayısıyla uzakta kalmış Oğlak, Yay ve Akrep çağları hafızamızda iz bırakmamışlardır, ancak biz onların Terazi ve Başak'la beraber yaklaşık 4.8 çağ boyunca, tamamına altın çağ dediğimiz Krita Yuga'ya karşılık geldiğini söyleyebiliriz. Aslan'ın, yani kötülüğe karşı asaletin savaşı ile, Yengeç (iyi tanıdığımız geriye giden bir yaratık) ile İkizler şeytanlara karşı savaşı sürdürmüş, yanısıra Dharma'nın gittikçe bozulmasıyla Treta Yuga başlamıştı. Boğa ve Koç burçları Dvapara Yuga'yı meydana getirirken, Balık Kali Yuga'ya tekabül eder. Bu döngünün sonunda Kova çağı Satya Yuga'nın açılışına sahne olur.

Şimdi(Güneşin görünen hareketinin tersine), sırasıyla takım yıldızların isimlerini almış olan en yakın çağları inceleyelim. Bir sonraki sayımızda devam edeceğiz.

Terazi Çağı (İ.Ö. c.14000 � c.12000), kusursuz dengeyi, cennet konumunu getirentakım yıldız, Altın Çağ'dan önce gelen üç çağ ve sonrasında takibeden bir çağ gibi, insanlığın Altın Çağ'ına dahilmiş gibi görünmektedir.

Başak Çağı (İ.Ö. c.12000 � 10000) ismi çoğu yerde Bakire olarak geçen (Sanskritçede Maha Devi) Büyük Tanrıça ile ilişkilidir. Bu çağ aynı zamanda yine cenneti çağrıştıran bir çağdır çünkü tanrıçanın isimlerinden birisi Ganesha'yı � Adem'i doğuran Gauri'dir (Sanskritçe Güzel Bakire). Diğer güzel isimleri Kanya (Sansk. Bakire), Kanya Kumari (Sanskr. Bakire Kız) v.s. dir. Bu çağların uzak yankıları İran'da, kalıntıları Tepe-Gaura adlı prehistorik arkeoloji alanında çıkartılmış olan Gaura kültüründe bulunabilir. Kuzey Musul'da karmaşık planlı bir tapınak bulunmuştur [12]. Dolayısıyla, bu çağ geleneklere göre 14,000 yıl önce insanlığın ruhsal gelişmesini tehdit eden şeytanları yoketmek üzere enkarne olmuş olan Büyük Tanrıça'nın tezahürüyle başlamıştır. Armstrong da aynı durumun, �Eski Orta Doğu dünyasında bizim Tanrı fikrimizin zaman içinde 14,000 yıl önce ortaya çıktığından� bahseder [13]. Bu Kurtarıcı özelliği ona verilmiş olan diğer isimleri de açıklar: Tara (Sanskr. Kurtarıcı), Jagaddhatri (Sanskr. Dünyayı destekleyen) v.s. Uygarlığın doğuşundan bahsettiğinde, Amerikalı arkeolog William Schiller bu olayın �yaklaşık 13-15 binyıl önce� olmuş olabileceğini söylemiştir. [14]. Aslında, o dönemde bol miktarda tanrıça heykelcikleri vardı, böylelikle o toplumdaki başlıca (arketip) örnekti ve o eski dönemlerde toplum anaerkildi. Bakire arketip özü uzun bir dönem boyunca insanlığın insanlığın bütün spiritüel kültürlerinde korunmuştur.

Aslan Çağı (İ.Ö. c.10000 � c.8000) yine tarih öncesine aittir ve çağın ismine uygun olarak, Büyük Tanrıça'nın bir aslanın sırtına bindiği Durga şeklini alır (Sansk. Sinha-rathi). Pek çok tanrıçanın sırtına bindiği bir aslanı (Tanrıça'nın kraliçe ünvanını ifade eden asil krallık hayvanı) veya kedigillerden başka hayvanları vardır.

Yengeç Çağı (İ.Ö. c.8000 � c.10000). Bu çağla ilgili tanrısal tezahürü belirlememize olanak verecek yeterli kayıt yoktur. Oysa, yengecin gerileyici karakterinden yola çıkarak insanlığın spiritüel gerilemeyle karşı karşıya kaldığını tahmin edebiliriz. Ardından gelecek ataerkil değerlere yer hazırlayacak şekilde insanlığı gerilemeye hazırlamış olabilir. Gerçekten de, baskıcı ve savaşçı (Sansk. kshatriyas) olanlar tarafından hükmedilen insan topluluklarının içinde dönüşüme uğrayan huzurlu anaerkil göçebe toplumları çok güçlükler çekmişlerdir. En ünlü kshatriya Parashurama'ydı. O, bir sonraki Avatar olan Rama'nın gelişini hazırladı.

İkizler Çağı (İ.Ö. c.6000 � c.4000) erken dönem Hinduizmin gelişmeye başladığı döneme tekabül eder. Vishnu'nun yedinci enkarnasyonu Rama işte bu burç altında ikiz ruhlar olarak görülen iki çift kardeş olarak, bir yanda Rama ve Lakshmana, diğer yanda Satrughna ve Bharata formunda tezahür etmiştir. Rama'nın kendisinin ikiz oğulları vardı: Lav ve Kush (Güneşin o dönemde bulunduğu takım yıldızla uyumlu isimler). Lav Rusya'ya gitti (Dünya'nın egosuna), ve Slav ismi ondan gelir. Diğer oğul Kush Çin'e gitti (dünyanın süperegosu), ve böylelikle eski dönemde o büyük imparatorluğun tebaasına Kushan adı verilmişti. Bu iki tanrısal prensip aynı zamanda Buddha Gautama ve Mahavira olarak da enkarne olmuşlardır, sonra da Shankaracharya ve Gyaneshwara. Farklı bir aeon'da Fatima ile Hz.Ali'nin oğulları Hasan ve Hüseyin olarak gelmişlerdir ki, Hz. Ali sağ kanalın (hareket kanalının) prensibinin, yani Brahmadeva'nın tezahürüdür. Aslında Ali için �Peygamber'in sağ kolu� denir.

Veda'lar döneminde insanlar ikiz tanrılar Nasatyas ve Ashwins'e (at binicileri; Sanskr. ashwa, at) ibadet ediyorlardı. Daha sonra Roma mitolojisinde kanatlı atlara binen Castor ve Pollux (dioskouros, Zeus'un oğulları; Yun. Kouros, oğul'dan) onların yankısı olmuştu. Mazdaen geleneğinde ise ikiz tanrıçalar vardı, isimleri Hauravat ve Amaratat'tı.

Geleneğe göre, Rama Treta Yuga'da enkarne oldu ve 8000 yıl önce yaşadı. Ondan sonra, Virata'da dördüncü çakra (Adi Anahata) açıldı.

Anahata insanın önemli bir merkezi. Ortasındaki nitelik cesaretin, korkusuzluğun, Tanrı'ya güvenin, Kendi'ne, diğerlerine ve geleceğe güvenmenin tahtı, merkezi olması; burası saldırganlığa karşı savaşma gücünün derin bilgisinin bulunduğu yer. Bireyin orneğin patojenik ajanlara karşı antikor üretiminde olduğu gibi (bu çakranın timusla ilişkisinden bölüm II'de bahsetmiştik), tüm saldırılara karşı zafer kazanmasını temin eder. Orta niteliğinin düşmanları yokeden tanrıça Durga ile ilişkisinin açıklaması da burada yatar.

Sağ nitelik Rama'nın kalitelerinin tezahürüdür, yani kusursuz bir oğul, ağabey, koca, baba ve hükümdar, mevcut kuralları (Sanskr. Maryadas) tamamıyla uygulayandır.

Sol tarafta, anatomik kalbimizin seviyesinde Ruh'un (Sanskr. Atman) tahtı yer alır. Ruh, tanrısal Baba'nın (Shiva) yansımasıdır, Bhagavat Gita'da yazıldığı gibi: �Lord tüm insanların kalbinde yaşar� [15].

Sonra Üstün Varlık şöyle der: �Bütün görevlerini bırak, Bana sığın� [16], böylelikle dinler olarak bilinen bütün kültleri (dışarda oldukları için) reddederken, gerçek ve benzersiz dinin ancak içsel olabileceğini söyler, çünkü Tanrı ile bütünleşmeyi ancak kendi tezahürüyle Kendisi gerçekleştirir.

Upanishad'lar: �Kalpte Atman vardır, Ruh. Burası yüzbir küçük kanalın merkezidir... Bunun içinde ... nefes hareket eder� [17].

Tevrat'ta şöyle denmiştir: �İnançlı Çoban der ki: �... Tanrı... Beyin olan tahtını bırakır ve Kalp'te bir şefkat tahtı üzerinde oturur, o olmaksızın dünya varlığını sürdüremez��[18]. Ve gerçekten de Anahatha çakranın başımızdaki yeri Brahman'a açılan merkezdir (Sanskr. Brahmarandhra). Ayrıca bütün çakraların baş üstündeki belrili yansımaları vardır. Bu, Samson'un durumunda ona Tanrı'nın Ruhu onun üstüne indiğinde bahşedilmiş olan gücü içeren (Sansk. Shakti) yedi lüle saçtır. (Judges 14:6,19; 16:17,19).

Sübtil alanda Anahata Kalbi ve ciğerleri kontrol eder. Bu bilgi kalp organının orta kalbin talimatına göre çalıştığına ve ciğerlerin varlığını sürdürmesinin ancak orta kalbin hakimiyetiyle mümkün olduğuna inanan Çin öğretisiyle doğrulanmaktadır [19]. Ancak, Anahata çakranın rengi kan kırmızısıdır. Atman'ı ifade eden grafik işaret kalpte yer alan bir alev resmidir. Ünlü bir Çinli alkemist Lii Ten hakkındaki bir biyografide (İ.S. 8nci yüzyıl) �kalp ateşi zincifre kadar kırmızıdır� [20] diye yazmıştır. Yani, zincifre (cıva sülfid) kırmızıdır ve ateşle çevresine cıva yayar ki cıva, alkemide sol kanalın karakteristiğidir. Cıvanın hareketli oluşu nedeniyle yaşayan bir varlıkmış gibi düşünüldüğüne de dikkatinizi çekmek isteriz, i.e. Jivatman.

Hindu sembolizminde Atma Anahata kalp çakranın üzerinde bir alev olarak gösterilmiştir. Aynı şekilde, Cizvitlerin şiddetli karşı çıkışına rağmen Roma Katolik Kilisesi 17. yüzyılda İsa'nın üzerinde alev şekli olan Kutsal Kalbi'nin resmini yaptı ve böylece İsa �Kalbimizin Kralı� oldu.

İsa Ruh'u bizim servetimiz olarak tarif etmiştir: �Servetiniz neredeyse kalbiniz de orada olacaktır.� (Luke 12:34; cf. Matthew 6:21).
Sonuç olarak, eski kilisenin spiritüel doktrinine göre kalp �ruh'un yaşadığı yerdir. Bu gizli merkez sevginin tahtıdır (en saf formunda, i.e. tanrısal sevgi) ki bu gerçek genellikle bilinmektedir.

İncil'deki mektuplar homo interior (Lat.) dan bahseder, �içe yönelmiş insané (Romans 7:22), �içeriye ... kalbe, ruha dair� (2:29) olan hakkındadır ve �kalpte saklı adam, karakteri bozulamaz, alçakgönüllü ve sessiz ruh, Tanrı'nın gözünde büyük değer taşır� (1 Peter 3:4). Cümlenin son tarafı açık bir şekilde Atman ile alçakgönüllü, annelik özelliği sahibi, en saf olan Kundalini, yani Kutsal Ruh arasındaki saf ilişkiye dikkatimizi çekmektedir. İncil uzmanlarının hepsi bu sözü geçen mektubun hiçbir zaman Peter tarafından yazılmadığında hemfikir olmuşlardır. İsa'ya göre Ruh �gizli Tanrı'dır. İncil'de ayrıca: �Tanrı ...... elle yapılmış tapınaklarda oturmaz� (acts 17:24; cf. 7:48; 1 Kings 8:27; 2 Chronicles 2:6; 6:18; 1 Corinthians 3:16; Ephesians 2:22) denmiştir. Putlar için yapılmış binalarda oturmayan bu Tanrı insandaki Tanrı'lığın yansımasıdır, Ruh'un (Atman). Yukardaki dizelerden önde Yunanlılar �Bilinmeyen Tanrı'ya� demişler. Bir defa daha eski Yunan sloganının ifadesindeki derin anlamı görüyoruz: gnothi seauton, İnsanoğlu, kendini tanı-kendi içinde keşfet � tanımadığın Tanrı'yı! Biz Onu dışımızda aradığımız sürece O senin için bilinmez olacaktır. Diğer bazı yorumcularsa Peter'ın aktardığı tapınağın aslında Agnostai Theai, yani �Bilinmeyen Tanrıça'ya� [21] olduğunu söylerler, ki bu da içimizde Tanrısal Anne olarak Kundalini'nin tezahürünü keşfetmek için duyduğumuz isteği gösterir. Daha sonraları Origen Hristiyan idealinin �içsel bütünleşmiş insan haline gelmek� olarak devam etmesini sağladı [22]. Öte yandan, gerçek birleşmeye ancak Aydınlanma ile ulaşılabilir. Bonaventure (1217-1274) Tanrı'nın yansımasını �kendi iç dünyamızda� [23] bulacağımıza inanıyordu. Hristiyan kendi Ruh'unun derinliklerine indiğinde �huşu içinde aklının üstüne yükselecekti� [24].

İnsan'ın ruhsal durumu Kuran'da belirtildiği gibi kendi katılımı olmazsa, evrimleşerek zirvesine (Aydınlanma) ulaşamayacaktır: �Allah insanların içindekini değiştirmez, ta ki onlar kendileri değiştirene kadar� (13.12), i.ei kendi iç Benlikleri'nin farkına varıncaya kadar. Ayrıca İslam'da şölye bir söz vardır: �Kendini bilen Allah'ını bilir� [25]. İçsel Özbenlik'in arayışı Kabe'nin tavaf edilmesinin en üstün hakikat olarak kabul edilmesi gibidir: Allah'ın etrafında tavaf ederek kısa zamanda kendinizi unutursunuz .... Yavaş yavaş eriyen ve yokolan bir zerrecik haline dönüştürüldünüz. Bu mutlak sevginin doruk noktasıdır� [26].

Aquarian İncil'inde şöyle yazar: �Tanrı'nın insanla buluştuğu nokta kalptir ... Ve insanlar dedi ki: �Bize kalbimizin içinde konuşan Kutsal Olanı tanımayı öğret�� [27].

Notovitch'in Aziz İsa'nın Yaşamı başlığı altında toplamış olduğu Budist yazılarında, �İsa inançsızlara sonsuz Ruh'u gözleriyle görmeye çalışmamalarını öğütledi, ama O'nu kalpleriyle algılamalarını söyledi,� denir.[28] Tibet elyazmalarında, Roerich tarafından biraz farklı bir şekilde aynı şey vardır: �İsa insanların Sonsuz Ruh'u kendi gözleriyle yakalamaya çalışmamalarını, ancak kalplerinde hissetmeleri gerektiğini, ve saf ve layık bir ruh olmalarını öğretti� [29].

Gerçek İncili'nde �sönmeyen ışık sizin içinizdedir� [30] denmiştir. Ve gnostik öğretmen Monoimus Theophrastus'a yazdığı mektubunda: �Tanrı'yı aramayı bırak .... O'nu kendinden ara, ve sendeki herşeyin mutlak bir biçimde Kendi'ne malolduğu kimdir, öğren... Ve üzüntünün geldiği yeri öğren, ve neşenin, ve sevginin, ve nefretin..., ve eğer bunları doğru şekilde incelediysen, Tanrı'nın ta kendisini, birliğini, çokluğunu, kendi içinde bulacaksın� [31]. �Kendi içine gir, ve orada Tanrı'yı bul, ve melekleri ve Krallığı��, dedi ruhani yaşantının ustaları�. Ve Büyük Anthony (d.356) dedi ki: ��Kendini tanı�, çünkü �hiçkimse önce kendini tanımadıysa Tanrı'yı tanıyamaz��. Yüzyıllar sonra, Sarov'lu Seraphim O'nun varlığının yeri olan kalbe �Tanrı'nın altar'ı� diyor [32].

Jerome �Plato ruhun başta, İsa ise kalpte olduğunu söyler� [33] diye belirtmiştir. Bu ifadesine rağmen Timaeus adlı eserinde insanın tanrılar tarafından nasıl yaratıldığını anlatırken, Yunanlı filozof gerçekte şöyle yazmıştır: �Ruh'un aşağıda yer alan, cesaretle ve tutkuyla dolu ve rekabeti seven tarafı başa yakın bir yerde, gövdenin ortasıyla boynun arasında yerleşir� [34]. Ya da �gövdenin ortasıyla boynun arasında kalp vardır� ve cesaret, tutku ve düşmanlara karşı savaş tamı tamına yukarıda anlattığımız gibi Anahata çakrayı tarif etmektedir.

Turfan'da bulunmuş eski bir Hristiyan elyazmasında şöyle yazmaktadır: �Eğer bir insan kendi Tanrı'dının tezahürünü görmek istiyorsa, yalnızca saf kalpli olması gerekir, çünkü o zaman Tanrı'yı görebilir. Bu sözlerde neyin öğretildiğini iyi düşünmelisiniz.� [35]. Gerçekten de, insanlığı Yaratıcısı'yla birleştirme yolundaki yüce amaç Aydınlanma ile elde edilebilir, yani Ruh'un, veya kalpte yer aldığı için � kalbin bilgisi kanalıyla (gnosis kardias, Gr.): �anlayışlı kalbin bilgeliği�. Ve gnostik yazıda �sizler anlayışlı kalbin çocuklarısınız� bile yazılmıştır� [37].

Alman Pietist Kont Nikolaus Ludwig von Zinzendorf (1700-1760) �inanç düşüncelerde veya başta değil, kalptedir, kalpte yakılan bir ışıktır� diyordu. [37].

Schuon şu açıklamayı yaptı: �her öğretide ... inisiasyon geleneğinde ruhun organı, veya ruhani yaşamın asıl merkezi kalptir� [38]. Lossky de �Doğu Hristiyan dindar geleneğe göre, kalp (Gr. Kardia) insanın merkezidir... Bütün ruhsal yaşamın gelişip ilerlediği, ve sonuçta birleştiği noktadır� [39]. Yazar ruhu (Yun. nous) �insan yaradılışının en yüksek kısmı olarak kabul eder. �Kişinin en şahsi kısmı, vicdanının ve özgürlüğünün prensibi, insan doğasındaki ruh neredeyse o insana karşılık gelir... İşte bu nedenle Yunanlı Atalar genellikle nous'u Tanrı'nın insandaki sureti olarak ele alırlar [40]. Jung Ortaçağ'a ait �bütün insanların anlayışından gizli, kalbin sırları� kavramından bahsetmiştir [41]. Johann Daniel Mylius filozofun taşının (i.e. Ruh'un) punctum cordis'te (Lat. Kalp merkezinde) yer aldığına inanıyordu [42].

Bir hadis-i kudsi'de  (Tanrı'nın kendisinin Peygamber kanalıyla konuşması) Tanrı'nın kalpteki varlığı doğrulanır: �Gök ve yer Beni içine alamaz, ama inançlı kulumun kalbi beni içine alabilir� [43]. Peygamber demiştir ki: �Tanrı'yı kalbinde koru, o zaman Tanrı seni koruyacaktır� [44]. �Ey mutlu insan� diye şarkı söyler Jami, �kalbi dikhr (mantra) ile aydınlanmış olan� [45]. Sonuç olarak, Sufizm adlı ezoterik İslami hareket kalbin üstünlüğünü tanımıştı. 9'uncu yüzyılda İranlı El-Bistami Tanrı'yı kendi kalbinde bulduğunu söyleyerek, kendisi için ölümcül sonuçlanabilecek bir tehlikeye kendini atmaya cüret etmiştir [46]. İslam'da Herşey bizim içimizde tezahür ediyor, �kalp gözüyle�. Büyük Sufi üstadı El-Hallac şöyle demişti: �Efendimi kalbin gözüyle gördüm. Dedim ki: Sen kimsin? Dedi:Sen�. Ve İbn-el Arabi şunları ekledi: �Kendinizi bildiğiniz zaman sizin �ben�liğiniz kaybolur ve ve siz sizinle Allah'ın bir ve aynı olduğunuzu görürsünüz� [47]. İranlı Sufi Semnani'ye göre �sübtil kalp organı (latifa kalbiya, Arab.) mistik soyun embriyosunu bir deniz kabuğunun incisi gibi içinde barındırır; bu inci sübtil organdan başkası değildir; yani gerçek Ruh'tan (latifa ana'iya, Arab.), i.e. gerçek kişilik�. Birkaç satır sonra�yedinci sübtil organ (latifa hakkiya, Arab.)�ı anlatır. �o, kişinin ebedi �mühür�üdür, Gerçek Özbenliği, �ender bulunan inci'yi içinde barındıran�.

Sih yazıtında şöyle denir: �Kalbin mağarasında çok güzel bir yer var� (Is gufaa mahi ik thaan suhaaiaa) [49]. �Sevdiğim kalbimin mağarasında yaşar� (Pritam basat rid mahi khor) [50]. �Çiçekte kalan koku gibi, ve aynadaki yansıma gibi Lord içimizin derinliklerinde yer alır; O'nu kendi kalbinizde arayın� (puhap madh jiyu baas hai mukar mahi jaise shaayee) [51]. �Lord ruhtur, ve ruh Lord'dadır. Bunun farkına Guru'nun öğretileriyle varılır� (Aatam mahi Ram ram mahi aatam cheenas Gur beechaaraa) [52]. �Aydınlanma kanalıyla kişi iç varlığının evinde (kalbinde) yaşar, egoizm ve arzular kişiyi terkeder� (Aap pachhaanai ghar vasai haumai trisnaa jaai) [53]. Guru Nanak ayrıca şöyle yazdı: �Saf bir kalp iki kanaldan, Ida ve Pingala'dan alınması gereken Dasham Dwar'ı, Tanrısal Nektar'ı doldurmamız için altın bir testidir.� [54].

Meister Eckhart (c.1260-1328) şöyle yazmıştı: �Ruhta öyle birşey var ki orada Tanrı yaşar� [55]. Ayrıca, varlığın bu yerinin � varlığın merkezi (Ruh'un ışığı) hiç yaratılmamış ve hiç yaratılamaz (increatus et increabilis, Lat.) [56] � insanın Tanrıile birliğe ulaşabileceği yerdir: �Ruh Tanrı'dan bir öpücük aldığında, en büyük mükemmelliğine ve en büyük mutluluğuna ulaşır� [57].

Mısır Yeni Krallık döneminden kalma yazılarda �İnsanın kalbi onun Tanrı'sıdır� denmiştir [58]. Ancak elbette ki bizim başvurduğumuz en değerli kaynaklar Hint kaynaklarıdır. Şu an için Atman ile Mısır Tanrısı Ammon arasında kelime benzerliğinin yanısıra bir yakınlık olduğunu varsayalım. Thebalı teokrasisine göre büyük üçlü yerlerini aldıktan sonra, �Bütün Tanrılar üçtür: Ammon, Ra ve Ptah, onlar benzersizdir. Onların adı Ammon'un olduğu gibi gizlidir� [59]. Alıntı yapılmış metin Bize aşağıdakileri yamış olan Erman'ı hatırlatıyor: �Adı Ammon gibi gizlidir, Ra ona yüz olarak aittir ve Ptah bedenidir� [60] Amun aslında gizli olan anlamına gelir. Materyal bedenle ilgili Tanrı'yı bir kenara bırakacak olursak Theba'lı teolojistlerin diğer üçlü üyelerini yüce tanrısallığı olan Amon-Ra'da toplamıştır. Amon ayrıca rüzgar ve tatlı esinti tanrıçası olarak tasvir edilmiştir. Son olarak, İran'da insanlar Vohu Manah'ın insanın kalbinde yer aldığına inanıyorlar.

Anahata çakranın timus seviyesinde olduğunu II. bölümde daha önce açıklamıştık. Veya timus etimolojik açıdan thymos'tan gelir (Yun. ruh).